BAL zamanı

Coronayla beraber her gün karşımıza, değişik programlarla çıkan BAL’ın bu seneki hikâyesi, bir aksilik olmazsa, futbol topu eşliğinde santraya konulacak. Bizimkilerin üç takım halinde birbirleriyle yarışacağı, Sakarya’nın BAL hikâyesinde sahneye ilk olarak bugün, Karasuspor ile Hendekspor çıkacaklar. İyi oynayan kimse o kazansın. Peki, kim kazanır? Sezon başından beri gerek kadrolaşma, gerekse hazırlık olarak çok önden koşan, gözü yükseklerde olan, TFF 3’e çıkmak adına hesaplar yapan Hendekspor, günün favorisi. Ancak, ben bu yola yeni yapılaşma ve de yeni bir inançla baş koydum diyen, hazırlık maçlarında iyi mücadeleci yanıyla göze batan Karasuspor, Hendekspor’a geçit verir mi? Futbolda peşin favori tahminleri bazen alt üst olabiliyor. Bu nedenle ilk maçların hesabında, kitabında yer alan zorluklar bazen favorilerin iştahını kaçırabilir diyerek, Karasu adına bir sürprizi saha ortasına bırakıyoruz. Şimdi isterseniz bugünkü maça kilitlenelim. Dedik ya iyi olan kazansın. Hadi size iyi seyirler.

BİZİM ATİBAMIZ (HAKAN ÖZMERT)

Antalyaspor 36 yaşa merhaba diyen Hakan Özmert’i bir yıl daha kadrosunda tuttu. Bu çocuk bizim çocuğumuz, bu çocuğun Futbol alt yapısı Hollanda, Bu çocuk Akyazılı, bu çocuğa ilk futbol eli uzatan rahmetli Mustafa Kanberler, daha sonrada yine bu gün aramızda olmayan Aykut Yiğit’tir. Bu kadar çok Sakaryalı olan Hakan Özmert’ten ne hikmetse Sakaryaspor futbol verimi alamadı. Bu çocuk futbola hizmet yıllarını hep dışarılara taşıdı. Sağlam futbol alt yapısı ile futbol aklıyla, futbolda önemli yerleri gezdi. Bakın onun 2003’te başlayan profesyonel yaşamında hangi takımlar var? Sakaryaspor, Karşıyaka, Antalyaspor, Karabükspor, Orduspor, Kasımpaşa, Sivasspor, Başakşehir ve son durak Antalyaspor. Sanırım Hakan Özmert burada futbola nokta koyar. Geçen hafta içinde Yayıncı kuruluşta Tunç Kayacı’ya konuşan Hakan Özmert, kendine iyi baktığını, hala futbola verecek gücünün olduğuna vurgu yaparken kendine Emre Belezoğlu’nu, Beşiktaş’ta çok önemli işler yapan, 38 yaşına gelmesine karşın hala sahada olan Atiba Hutchin son örneğini vererek, futbolda gidebileceği yere kadar gidebileceğinin sinyalini verdi. Bir not bir futbolcu kendini işine, yani futbola verirse, eli ayağı tuttuğu zamanlarda kendine iyi bakarsa, yaptığı işi çok severse bu sevgi ona sonunda futbolun içinde uzun yıllar kalmasına müsaade eder. Bu arada yaşı kemale erenler arasında olan, halen attığı gollerle adını Avrupa’ya yayan Lille de forma giyen Burak’ı da unutmamak gerek. O da Hakan Özmert gibi 36 yıl gördü. Böyle giderse Burak 40 kadar koşarsa ben şaşırmam sizde şaşırmayın.

BAŞARLI HAKEMLERE GÜN DOĞDU (FIRAT AYDINUS)

Bizim MHK bu sezon için yeni bir karara imza attı. İngiltere’de sıkça örneklerine tanık olduğumuz, yaşta emekli olmuş, gerek fiziki yapısı, gerekse hakemliği hala iyi olan isimlere ekstra şans verme paketi, bizde de devreye girdi, girecek. Spor kamuoyu hakemlik yılları başarılarla dolu olan, Hakemlikte FİFA’yı görmüş, Cüneyt Çakır’dan daha iyi hakem olduğu iddia edilen Fırat Aydınus kanunu olarak nitelediği yaştan emekli olan hakemlere tanınan bu şans eğer TFF’den de kabul görürse, bu konuda Fırat Aydınus’la açılan bu kapı önümüzdeki yıllara da yayılacak. Bize göre bu uygulama Türk hakemliğinden çok şey alıp götürmez, aksine bu işi daha iyi yapmak adına hakem camiasını tetikler. Bu nedenle FİFA’da 45 olan bitiş yaşının, ülkelerde kendi liglerinde yukarıya taşınması bizim hakemliğimize eksi değil, artı yazar. Muhtemelen Fırat Aydınus’la başlayacak olan bu uygulama Türk hakemliğine ve de Türk futboluna hayırlı olsun.

HİÇ ÇALMADIM (MEHMET ASLANTUĞ)

Mehmet Aslantuğ’un bu paylaşımını yeri ve zamanı geldiğince her fırsatta yazmaya devam edeceğim, taki ülkemde çalmanın haram olduğu, her şeyden önemlisi insan sevgisi ortaya çıkana kadar. Bu alıntının yukarıyla uzaktan yakından ilgisi yok. Bu alıntı bu gün için birçok gerçeği içinde barındırdığı için yazıyorum. Buyurun bakalım Mehmet Aslantuğ’u bu konuda neler paylaşmış.

1) Hiç çalmadım, günah olduğu için değil, karaktersizlik olduğu için.

2) Muhtaçlara yardım ettim, sevap olduğu için değil, insan olduğum için.

3) Hiç rüşvet almadım, haram olduğu için değil, etik olmadığı için. Yani insan olmak için önce vicdanımız olmalı. Bu paylaşım beni çok ama çok etkiledi. İnsanlığın, inancın gerçeğine toplum o kadar ne kadar yakınız? Hadi bakalım sorgu odasına.

YORUM EKLE