Görünmeyeni görmek

Bir akıl hastanesinde kendini ölü zanneden ve bunun için yemek yemeyen ve yaşamsal faaliyetleri reddeden bir akıl hastası vardır. Tüm uzmanların çabasına rağmen ölü olmadığına inandırılamamıştır. Hastaya ölülerin kanayıp kanamayacağına dair bir soru sorulur. Hasta, “Kanamaz çünkü tüm hayat fonksiyonları durmuştur.” der. Bunun üzerine doktor küçük bir iğne alıp hastanın parmağına batırır. Şaşkınlıkla parmağının kanadığını gören hasta, “Vay be! Ölüler de kanarmış.” der.

Bazı insanlar göremiyorlar. Görmek istemiyorlar. Çünkü eğer görseler değişecekler, farklı düşünecekler ancak alıştıkları şeyden vazgeçmek bazı insanlar için korkudur. “Hani sen önceden böyle idin şimdi neden böylesin?” diye tepki almamak için kör olmayı seçiyorlar. “Niçin mi fikir değiştiriyorum? Çünkü ben fikirlerimin sahibiyim; kölesi değil!” der Cenap Şahabettin.

Görünmeyeni görmek için egonuz olmamalı, çünkü ego başkalarından öğrenmenizi engeller. Kıskanç olmamalısınız, çünkü kendinizle yarışmalısınız. Öfkeli olmamalısınız, çünkü öfkeli iseniz net göremezsiniz. Sürekli okumalısınız çünkü okumak insana hatırlatmayı sağlar. Zaman o kadar hızlı ki insan dün ne yediğini unutuyor. Geçmişte neler olduğunu unutuyor. Bu yüzden okumak insanın inancını arttırır. Okuyun, hatırlayın ve doğru kararlar verin. Korkmayın! Korku sadece içinizde olan soyut bir şeydir. Korku ayağınıza gelen fırsatları geri çevirir. O fırsatları görmenizi engeller. Karanlık odadan korkan ve karanlık odalarda canavar olduğuna inanan bir adam vardı. 0 adam bir gün karanlık bir odaya girdi ve karanlık odalarda canavar olmadığını gördü. Korkunuzla yüzleşin ve içinizde sadece cesaret ve umut olsun.

Görünmeyeni en iyi gören Japonya, Almanya gibi ülkelerdir. Çünkü 1 yıl sonrasını değil 100 yıl sonrasını düşünürler. Bu özel bir yetenek veya ırk meselesi değildir. Biz insanız, onlar uzaylı mı? Bu tamamen eğitim ve zihniyet meselesidir. Örneğin en basitinden kavşakta geçiş üstünlüğü sende bile olsa, her hangi bir yerden acil bir işi olan ve duramayacak olan bir araca yol verebilmen için yavaşlaman gerekir. Geçiş üstünlüğü sende diye hızlıca yoluna devam edemezsin. Bazı durumlar geçiş üstünlüğünden üstündür. Örneğin yangın, doğum, acil hasta gibi durumlar. Yollarda kasis olmasını istemiyorsanız yollarda kasis varmış gibi davranmalısınız.

Koşun görene kadar koşun! Ulaşamazsanız, başaramazsanız veya göremezseniz bile bu yolda olmak bile güzel değil mi? Geçmişe dönüp keşke görseydim, deneseydim demek yerine, ne kadar uğraştıksa olmadı demek daha güzeldir. Esen kalın.

“Bir adım daha atamayacak kadar yorulduğumu düşündüğümde Hume’un şu gelir sözü aklıma: ‘Eğer burada durup daha ileri gitmeyeceksek, niçin bu noktaya kadar geldik?’” MAJORIS

YORUM EKLE
YORUMLAR
Tuğçe Demir
Tuğçe Demir - 1 ay Önce

Duygularımın sadeleştirilip yazıya dökülmüş hali çok doğru