Kanser ve beslenme

Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle bir halk sağlığı sorunudur. Bu yüzden ilk konuşulması gereken aslında hasta olduktan sonra değil de kanserden korunmak için nasıl beslenilmesidir.

- Yeterli ve dengeli beslenme,

- Kişilerin kendilerine uygun vücut ağırlığında olması ve bunu sürdürmesi,

- Rafine şeker ve tahıllar yerine tam taneli tahıllar tercih edilmesi,

- İşlenmiş kırmızı et tüketiminin sınırlandırılması,

- Yağ alımının azaltılması ve kızartma, kavurma gibi pişirme yöntemleri yerine ızgara, haşlama, fırında pişirme yöntemlerinin tercih edilmelisi,

- Tütsüleme, tuzlama, nitrit-nitrat gibi kimyasal maddelerle işleme yöntemlerinin kullanılmaması,

- Kızartma yağlarının tekrar tekrar kullanılmaması,

- Et ürünlerinin ateşe çok yakın pişirilmemesi kanserden korunmak için önemlidir.

Hastalık görüldüğü takdirde doğru yöntemlerle beslenmek ve günlük besin alımının içeriği büyük önem taşımaktadır.

Karbonhidratlar başlıca enerji kaynağımızdır. Günlük enerjinin % 55-60’ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Çay şekeri, beyaz un gibi basit karbonhidratlar yerine tam tahıl, kurubaklagil gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Basit karbonhidratların fazla alınması obeziteye neden olmaktadır. Özellikle meme, kalın bağırsak ve kan kanserleri obez bireylerde normal ağırlıktakilere göre daha fazla görülmektedir. Sebze, meyve, tahıl ve kuru baklagiller posa içeriği yüksek olan kompleks karbonhidrat içeren besinlerdir. Posa alımının arttırılması kalın barsak-rektum kanserinin önlenmesinde etkindir.

Günlük enerji ihtiyacının % 25-30’u yağlardan karşılanmalıdır. Yağda eriyen vitaminlerin (A-D-E-K vitaminleri) vücutta kullanımı için de bu yağ oranının sağlanması gerekir. Bu oranın üzerine çıkılarak fazla yağ alınması özellikle meme, prostat, testis, rahim, yumurtalık ve kalın barsak-rektum kanserlerinin oluşum riskini arttırmaktadır. Kanserojen maddeler yağ içinde birikir ve fazla yağ alımı bu maddelerin vücuda girişini artırır. Cinsiyet hormonları yapısal olarak yağa benzerler. Yağın fazla alımı bu hormonların çalışma düzenini bozar. Özellikle kalın barsak-rektum kanserlerini ilerletici safra tuzları gibi maddelerin yapımı yağ alımı arttıkça artar. Çoklu doymamış yağ asitlerinden zengin sıvı yağlar kolay okside olurlar. Oksidasyon sonucu oluşan öğeler bağışıklık hücrelerinin yıpranmasına neden olarak kanser riskini arttırırlar.

Günlük enerjinin yaklaşık % 12-15’i proteinlerden sağlanmalıdır. Hayvansal ürünler, kuru baklagiller ve tahıllar protein içeren besinlerdir. Aşırı et, dolayısı ile hayvansal proteini çok tüketen ülkelerde meme, rahim, prostat, kalın barsak-rektum, pankreas ve böbrek kanserleri, hayvansal proteini az tüketen ülkelerden daha fazla görülmektedir.

Sağlıklı bir beslenmede vitamin ve mineral alımları da yeterli ve dengeli olmalıdır. Genel olarak bütün vitaminler kanserden korunma açısından önemlidir. Mineraller de ise durum biraz daha karışıktır. Nikel, kurşun, kadmiyum, arsenik gibi zararlı minerallerin alımları kanser riskini artırmaktadır. Selenyum ve çinko antioksidan etkilerinden dolayı kansere karşı koruyucu minerallerdir. Bunun dışında kalsiyum, demir, bakır, iyot mineralleri günlük olarak yeterli miktarda alınmalıdır.

Genetik yapıyı değiştirmek mümkün değildir. Ancak kanser oluşumunu etkileyen beslenme, fiziksel aktivite, çevre gibi faktörleri iyi yönde değiştirmek hastalık riskinizde ve hasta olduğunuzda iyileşmenizde büyük oranda azalma sağlayacaktır.

YORUM EKLE