Karmaşık duygular içerisindeyiz (!)

Bundan 22 ay önce göreve gelen Başkan İshak Sarı, basına karşı olan duruşunu hiç bozmadı. Aynı mesafeyi ilk günkü gibi koruyor. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır misali basına karşı bir mesafe belirlemiş ve santim oynatmıyor. İyi mi yapıyor, kötü mü kendisi bilir. Ama bilinmelidir ki Karasu basını henüz tam anlamıyla bir mesafe belirlemiş değil. Başlıkta da dediğim gibi “Karmaşık duygular içerisindeyiz (!)”

BASIN NEDİR? NE DEĞİLDİR?

Nereden çıktı bu şimdi? Geleyim nedenlerine ve basın nedir, ne değildir ile örnek vereyim. Göreve geldikten 1-2 ay dahi geçmeden bir meclis toplantısı sonrası Başkan Sarı, odasında bir toplantı düzenledi. O zamanlar Sarı’ya “zaman tanıyın” diyen ve yanında olan bugün ise bizi özel gazetecisi olarak gören kıymetli Hoca’mız “Basının bir rahatsızlığı var, bunu çözelim başkan” diyerek aracı oldu. Başkan Sarı ise “Hep olumsuz, hep olumsuz yazıyorlar. Yazsınlar bakalım 1-2 güzel haber, o zaman bakarız” dedi.

1) Basın, Erzurum'da 5 TEDAŞ işçisinin öldüğü gölette incelemelerde bulunduktan sonra Pasinler'e giden İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in, kendisini gördüğü için sevindiğini belirten bir vatandaşa, “Nereden bileyim sevindiğini, hadi bir takla at, oyna da göreyim” demesi gibi şarlatanlık yapacak biri ya da bir kurum değildir.

Göreve geldikten ve aradan geçen 22 aydan beri bir kere dahi basına ziyarette bulunmayan ve görev süresi boyunca basının tek özel günü olan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde dahi ziyaret etme zahmeti göstermeyen Başkanımız, ilk sene, şahsen çok sevdiğim İsmail Karakaş’ı bu görevle onore etmiş, geçtiğimiz Pazartesi günü ise basında görevli değerli arkadaşlarımız Mehmet Yıldız ve Osman Küçük’ü bu göreve uygun gördü. Onları da şahsen kabul ettik ve hoş sohbet ile uğurladık.

2) Basın, oradan görüldüğü gibi düşman ya da öcü değildir. Karasu basını, sizin yol arkadaşınız, yeri geldiğinde hatalarınızı söyleyen bir yol göstericiniz, yeri geldiğinde hizmet ve çalışmalarınızı duyurmanızı sağlayan bir platformunuz, gerek kamuyu denetleyen bir oluşum gerekse de öngörü ve eleştirileriyle meslek körlüğünden oluşan ve fark edilemeyen yönlere dikkat çeken bir mekanizmadır. Yani basın, ayağına gittiğini düşündüğünüz bir yer değil, ziyaretlerle bağların güçlenebileceği en önemli dayanaklarınızdan biridir. Ha vakit ayırır, önemsersiniz, ayırmaz, umursamazsınız o sizin yoğurt yiyişinizdir. Ona göre sofra kurulur…

Geçtiğimiz günlerden bir gün ise basına bir hayli kapalı olan ve kısa adı SGM olan kurumun toplantı salonunda, o kurumun adına ve yapısına uygun olarak Belediye tarafından BASINA KAPALI bir toplantı yapıldı. Yani burada konuşulanları Karasu basını görmesin, duymasın ve bilmesin isteğinde bulunuldu. Ama lütfedip, “Toplantı öncesi gelip fotoğraf çekebilirsiniz, toplantı sonrası da çekebilirsiniz. Ama toplantıda olmayın” dendi. Biz de davete icabet ederek gittik, çektik, bekledik. Neyi mi? İki kelam edecek de toplantı içeriği hakkında bilgi verecek, biz de çıkıp işimize bakacağız diye. Netice? KarasuHaberleri.com’da neticeyi yayımladık. Sadece çektiğimiz fotoğrafları koyduk.

3) Basın, fotoğrafçı veya şipşakçı değildir. Zaten basın biriminiz var. Çeker, yazar, gönderir biz de işleriz haberi. Yapmadık mı bugüne kadar? Girmediğimiz haberiniz oldu mu? Orada çektiğim fotoğrafı ben ne yapayım? Duvarıma mı asayım? Baskı alıp zarfla size mi yollayayım? İlk 10 dakika basına açık toplantı düzenler, toplantının amacını anlatır, basından müsaade istersiniz. Kalem hediye ettiğiniz ve sohbet ettiğiniz toplantıda bu kadar gizli olan neydi anlamış değiliz. Yani basın, gel-git komutuyla çalışan bir işçiniz değildir.

Dışarıdan siren sesi duyduğunuzda, merakını giderdiğiniz ve cevabını aldığınız basın, emin olun o siren çalan aracın bazen peşinde oluyor. Siz evinizde otururken. Pazar sabahı kahvaltınızı ederken okuduğunuz haberi, 1 saat öncesinde olay yerinde olan basın mensubu sayesinde okuyorsunuz. Yılbaşında eller havaya yaptıktan sonra ertesi gün Karasu’nun asayiş durumunu, yeni yıla arabanın içinde boş sokaklarda giren basın mensubu sayesinde öğreniyorsunuz. Basın mensupları bayram sabahı, gece yarısı, hafta sonu, Pazar günü sabahın 8’inde, sağanak yağmurun altında kısacası günün 16 saati mesai yapıyor. Karşılığını ise sadece ya reklam ile ya da gazete satışıyla kazanıyor.

Atomu parçalamıyoruz evet, dünyayı da kurtarmıyoruz. Ama Buna adım gibi eminim, toplumun yüzde 99’unun yapmaktan erineceği ve 1 gün bile katlanamayacağı tempoyla işimizi yapıyoruz. Karşılığında ne mi istiyoruz. Sadece biraz empati ve yapılan işe saygı. Ve yılın bir günü hatırlanıp kuru bir samimi teşekkür… Siz etmediniz ama biz edelim: Göreve geldiğiniz günden beri basını bir kez dahi ziyaret etmedikleri için Sayın Kaymakam ve Sayın Belediye Başkanı’na teşekkürler!

Kısacası karmaşık duygular içerisindeyiz (!) Mesafemizi nasıl tutalım bilemiyoruz. Ama Karasu basınının da mesafesini kati olarak belirleyeceği an gelecektir. Korkmayın basınla aranızdan kaldıracağınız mesafeyle Koronavirüs olmazsınız.

YORUM EKLE