Katili belli de cenaze ne olacak?

Karasu sahilinde yıllar sonra yeniden erozyon kabusu yaşamaya başladık ve bunu size haber kurumumuz aracılığıyla da duyurduk. Hem il basınına hem de ulusal basında çıkmasına da vesile olduk ki sesimiz duyulsun ve Karasu, geç kalmadan kurtarılsın. Karasu sahili demedim dikkatinizi çekerse Karasu dedim. Neden mi?

Birazdan izah edeceğim. Ama geçen haftalarda yazdığım örneklerden birini daha erozyon konusunda görmek beni şaşırtmadı. Hani şu el kirinden beter olan siyaset kiri. Erozyonu da siyasetle harmanladı güzel insanımız. Haberimizin altına yapılan yorumları hem gülerek hem üzülerek okudum. Vatandaşın düşüncesi, hakaret yoksa yayınlanmasında sakınca yok.

Ama şunu söyleyeyim, Karasu hepimizin. Liman ne Ak Parti’nin suçu, erozyon ne CHP’nin suçu, mendirek ne İYİ Parti’nin suçu ne de tahkimatlar MHP’nin suçu. Suçlu var ki, öngörülemeyen bir durum olmuş ki sahilimiz bu duruma geldi. Bırakın şu fanatizmi de ilçemiz için bir aklıda buluşmaya bakalım.

İlçemizin coğrafi durumu Türkiye’de tek. Belki de dünyada örneği yok. Sebebi de şu. Karasu, dünyanın en uzun üçüncü, Türkiye’nin ise en uzun kesintisiz ikinci kumsalı. Ve bu kumsalı ikiye bölen bir nehir var. Hem de kuzey denizine ve bu denizi kumanda eden iki sert kuzey rüzgarına maruz kalan. Bu unsurlarıyla emsali yok yaşadığımız durumun. Ama azıcık coğrafya bilgisi olan erozyonun sorumlusunu da çözümsüzlüğünü de görebilir.

Sorumlu kim mi? Kusura bakmasın kimse ama o limanın mevcut yerine konulması. Karasu, Cennet Tepe bitiminden itibaren düz bir delta ovası gibi. Cezaevi yolunun zamanında deniz olmasından hatırlayın. Sakarya Nehri ağzı da 10’ar kilometre doğu ve batıya bir delta oluşturuyor ve nehrin alüvyon ile kumlarıyla dolan bir yapıya sahip.

Limanı getirip Sakarya Nehri – Karadeniz - Poryaz / Karayel döngüsüne koyarsan, sahilin göbeğine de dinamiti koyardın. Koydular da tebrik etmek lazım. Nehrin getirdiği kum, Karadeniz’in kuralıyla yılın belirli aylarında dönem dönem Karayel, dönem dönem de Poyraz rüzgarı ile 10 kilometrelim alana açıktan kıyıya dağılırdı. 2000 yıldır da erozyondan eser olmadığı gibi.

Ne zaman ki liman geldi, mendirek yapıldı iş bitti. Nereye yapılması lazımdı? En iyi ihtimal Kaynarca sınırına, BMC’nin arazisinin ötesine yani. Şimdi ne olacak? Geçmiş olsun iş bitti. İster duvar çek isten tahkimat, Karasu sahilinin kurtaramasın sadece zaman kazanırsın. 50 yıl, 100 yıl belki 150… Sonra ne olur biliyor musunuz?

Limanın yapımından sonra başlayan ve tahkimatlarla kazanılan 30 yıllık sürecin bitip Akkum sahilinde erozyon başlaması gibi… Akkum’a 10 adet tahkimat koyarsın, 20-30 yıla kalmaz Küçükboğaz’daki işçi kampı önce denize gömülecek ardından Harolomba ve Kocaali’ye doğru erozyon başlayacak. 50 yıla kadar da Kocaali’de tehlike çanları çalacak. Döngünün alan genişliğini anlayın işte. 100 yıla kadar da Kocaali sahili kalmayacak. Taa ki Akçakoca kayalıklarına kadar kelebek etkisi, azalarak gidecek erozyonun şiddeti.

Ve korku senaryosu, belki 150 belki 200 yıl sürmez. Uzman değilim, belki de 50 yıl bilemeyiz. Deniz erozyonunu dörtyol ışıklara kadar sokacak. Çözüm ne peki, kaçalım mı yani? Tahkimatlar yapacağız, sonra aralarını kapatacağız, sonra dikey tahkimatlar yapacağız zaman kazanacağız. 40-50-100 yıl uzatacağız felaketi. Tek çözüm var o da mümkün değil. Liman kalkacak ve Kaynarca sınırlarına gidecek. Bu da elbette H-A-Y-A-L! Katrilyonluk bir masrafa kimse buna cesaret etmez.

Kimse kalkıp tek sorumlu liman demesin. Somut kanıtlarıyla tarihiyle ortada. Suçlu aramıyoruz, ortada cenaze var kokmasın diye çabalıyoruz. Ancak cenazeyi unutup öncesinin kavgasına girersek, Karasu’ya daha çok zarar veririz.

Belediye Başkanımız İshak Sarı adeta Bakanlık’a haykırdı: “Sesimizi duymazsanız Karasu sahili YOK OLACAK!” dedi. Eleştirildi. İYİ Parti Milletvekili Ümit Dikbayır geldi, yarım kalan Yeni Mahallesi mendireğinin etkisi olan erozyonu gezdi, balıkçıların derdini dinledi. Kayıtlı ve kayıtsız 300’e yakın balıkçımızdan sadece 5-10’u geldi. Niye, olaya siyasi baktılar. Susun abicim susun. Bakın siyasi... Denize açılamayınca da doğaya siyasi bakarsınız. Biz de derdinizi yazar dururuz, duyan olursa. Balıkçı ağabeylerimiz, kardeşlerimiz, ilçe halkımız Derdinizi anlatacak adama siyaset muamelesi yaparsanız, derdinizi dinleyene sırt dönerseniz, siyasetin umursamazlıkları arasında sorunlarınızla boğulursunuz. Karar sizin, karar bizim. İlçemiz için Akkum sahilimiz için Yeni Mahallesi sahilimiz için kuvvetli ses çıkarmak için birlik olun. Yoksa o sahilin kumları gibi yok olur gideriz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Engin Şahan
Engin Şahan - 3 ay Önce

Yazına bayıldım. Bu kadar objektif olmak yerel basın gazeteciliğin çok ama çok üstünde, beğenmediğim tek cümlen "Liman ne Ak Parti’nin suçu" maalesef bu arkadaşların suçu...

Harbici
Harbici - 3 ay Önce

Hiç bir yer erozyona uğramamalı da hiç olmazsa insanların denizden faydalandığı ve milyonlarca lira harcanarak şehrin sahilin güzelliğine güzellik katacak olan yeni çalışmalar bir an önce kurtarılmalı,

Harbici
Harbici - 3 ay Önce

Bu yazacaklarım ne kadar mantıklı ne kadar akla yatar yatmaz bilemem ama ben yine’de yazmak dile getirmek istedim,dünyada olmaz, olmaz diye bir iş yoktur.(RABBİM daha çok versin) sahilin yani denizin bana göre en çok nimetinden müteahhitlerimiz faydalanıyor.Gün gelecek Karasu – Kocaali arası yazlıklarla dolacak onları’da yine bu müteahhitlerimiz yapacak.Yani yine en çok bu nimetten onlar faydalanacak.2021 de asfaltın karşısında bile dublex fiyatları 750 bin lira diye bahsettiler.Şimdi 1(bir) milyon lira diyorlardır.Sizler’de haberlerinizin birinde yazdınız bir dalga kıran 1 milyon lira diye.Karasumuzda büyük çapta bir çok müteahhit var bu 10 dalga kıranı birer veya 2 şer taneden bu müteahhitlerimiz yapımını paylaşamaz mı.? (Uygun bir yerlerine bu dalgakıran falan inşaat tarafından yaptırılmıştır hediye edilmiştir diye yazarlar hem sahilimizin bir kısmı kurtulur hemde kendi reklamlarını ömür boyu yapmış olurlar)Böylede bir yolda denenemez mi.?.