Kurudere ve Süngüt olayları (1911)

“Karasu Nahiyesi Müdürü ile Maden Direktörü arasındaki muhaberata dair…”

1898 yılında kurulan Karasu Osmanlı Madenleri Anonim Şirketi, günümüzde Maden Deresi adı verilen mekanda kurşun ve çinko üretimine devam ediyordu. Tarihler 1911’i gösterdiğinde Karasu Nahiyesi Müdürü İhsan Efendi ile Maden Direktörü arasında birtakım sorunlar çıkmaya başladı. Müdür ile Direktör arasında karşılıklı onlarca şikayet ve dilekçe yazıldı. Bunlardan bazılarını ele alacağız.

Müdür İhsan Efendi, madenin asker kaçakları, suçlular ve firariler tarafından sığınak haline geldiğini, maden ocaklarında ve kuyularda işçilerin öldürüldüğünü, Direktörün kendisine malumat vermeden gizli işler çevirdiğini ileri sürerek Adapazarı Kaymakamlığı’na şikayette bulundu. Direktör ise cevabında, maden ocaklarında hiçbir vukuat işlenmediğini, 5 sene önce bir işçinin eceliyle vefat ettiğini, cinayetlerin maden dışındaki köylerde yaşandığını, malumatları ise Dahiliye Nezareti’ne (İç İşleri Bakanlığı) gönderdiğini söyledi.

İhsan Efendi, çeşitli vilayetlerden gelerek üç beş kuruşa madende çalıştırılan kişilerin 14 Şubat 1911’de Süngüt Karyesi’nde jandarmalarla silahlı çatışmaya girdiğini, firarinin Afyon Karahisarlı olduğunu ve maden kontratçısını da soyduğunu bildirdi. Maden Direktörü ile hekiminin Kurudere Karyesi üzerinden para kaçırmaya çalıştığı sırada baskın gerçekleştirdiğini, paraların madende üç kuruşa çalıştırılan işçilerin sırtından elde edildiğini ileri sürdü.

İhsan Efendi, Maden Direktörlüğünü ifa eden zatın üç seneden beri kendisine malumat vermediğini, diploması dahi bulunmayan aşçı başını sırf akrabası olduğu için yardımcısı olarak tayin ettiğini, kuyulardan işçilerin baygın halde çıkarıldığını, mühendis ve hekimlerin diplomasız olduğunu beyan etti. Yaşanan bu olaylar hakkında Maden Direktörlerinin hesap vermesi gerektiğini; madende kaç adet işçi, mühendis, memur, hekim, eczacı ve idareci bulunduğunu bir cetvele kaydedip göndermesi gerektiğini ifade etti.

Maden Direktörü, işçilerin kuyularda havasızlıktan baygınlık geçirdiğini, birkaç sene önce Ordulu bir işçinin yanlışlıkla baruthanedeki barutu patlattığını ve bir kişi dışında can kaybı olmadığını, madende toplam 52 adet işçi çalıştığını, malumatları Karasu Nahiyesi Müdürü’ne değil Dahiliye Nezareti’ne gönderdiğini beyan etmiştir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Yusuf Demircioğlu
Yusuf Demircioğlu - 2 hafta Önce

Çok hoşuma gitti Oğuzhan çok güzel olmuş böyle yazışmaları arşivden indirebildiğin kadar indirir ve paylaşırsan bizle kıymetli bi iş olur kanımca kolay gelsin yolun açık kılıcın keskin olsun

Oğuzhan Kır
Oğuzhan Kır @Yusuf Demircioğlu - 2 hafta Önce

Yusuf Abicim teşekkür ediyorum. Sponsor bulursak kitaplaştıracağız inşAllah.

Orhan Püskül
Orhan Püskül - 2 hafta Önce

Karasu nahiyesi ; İzmit ili (sancağına) bağlı Kandıra ilçesine bağlı idi, takii 1933 yılında ilçe olana kadar; 1933 yılında ilçe olduktan sonra İzmit iline ilçe olarak bağlandı, Yine bu süreç 1953 yılında SAKARYA vilayeti kurulduktan sonra ,İZMİT ilinden ayrılarak Sakarya vilayetine bağlandı, Yukarıda belirtilen 1911 yılı olaylarında Adapazarı kaymakamlığına değil, Kandıra kaymakamlığına bildirilip tahkikat yapılması gerekmezmiydi, ?

Oğuzhan Kır
Oğuzhan Kır @Orhan Püskül - 2 hafta Önce

Karasu, 1871'de Adapazarı'nda bağlandıktan sonra halkın isteğiyle yeniden Kandıra'ya bağlanıyor. 1897'de bu kez halk Adapazarina bağlanma talebinde bulunuyor. Görüşmeler neticesinde 1901'de kesin olarak Adapazarı'na bağlanıyor.

Ali Hikmet Karabulut
Ali Hikmet Karabulut - 2 hafta Önce

MaşAllah Oğuzhan...demekki oralarda bilmediğimiz kuyular var gibi anlaşılıyor...

Sedat sancak
Sedat sancak - 2 hafta Önce

Meden dırektöru buyuk ıhtımalle yalan söylüyo olabılır dedelerımın anlatrıgıyla örtusmuyor ben kuruderelıyım ve buyuklerımızde calışmıs maden deresınde bınlerce kısının calıştıgını anlatırlardı güzel bır yazı ele almışsın devamınıda araştırıp yazarsanız cok aydınlatıcı olur tesekkurler

Nazmı çimenci
Nazmı çimenci - 2 hafta Önce

Teşekkürler ederim tarihten haberdar ettiği için sayilarimla