Suçlu kim, mağdur kim?

Karasu’nun gündemini bir süredir meşgul eden “kablo hırsızlığı” iddiaları unutulmak üzereyken mayın gibi bir patlamayla yeniden gündeme geldi. Ortada bir dedikodu fırtınası esti durdu. Bulvarda, kahvede, sokakta… Bizi durduran sordu, “Siz bilirsiniz” diye başlayan giriş cümlesiyle, ardından “Bu işin gerçeği ne?” siye devam eden meraklı sorular. “Ne yazdıysak o” dedik. İşimiz olanı yazmak. Gördüğümüzü yazmak. Duyduğumuzu sadece duyum olarak işleyebiliriz, resmi açıklama yoksa, gerçekliğini yetkili ağızdan teyit edemezsek

Duyumları ve kulisleri yazmak da işimiz. Ama sapla samanı karıştırmadan. Öngörü ve tahmin de gazetecinin işlerinden biri. Fakat bu mevzu hassas bir mevzu. Bugüne kadar yüzlerce söylem geldi kulağımıza. Çantaya attık, unuttuk. Herkes kim suçlu, kim mağdurun derdindeyken, herkesin bir tahmini fikri varken resmi ağızlardan iddialar ve cevaplar de geldi hatırlarsınız.

Mecliste önce olayı sonra isimleri zikrettiler, sonra çeşitli cevaplar verildi. En son da Başkan İshak Sarı, “Hukuka aykırı değil ama ahlaka aykırı” gibisinden bir netice söylemlerinde bulundu. Ya da dediklerinden herkes bunu anladı.Dedim ya biz hakim değiliz. O iş hukukçuların işi. Ama sahnede bir suçlu bir mağdur rolü vardı. İşten çıkartılanlar, çıkartılması beklenenler vs. vs…

Son olayla yeniden gündem değişti. İl basını da meşgale olacak bir mevzu buldu böylece yine Karasu’yla ilgili. Bu sefer dedikodular değişti. “Mağdur dedikleri suçlu, suçlu diye itham edilenler mağdur oldu” söylemleri gelmeye başladı.

Bu işin sonu nereye gider, nasıl sonuçlanır bilinmez ama Karasu’ya zarar vereceği aşikar. Mağdur olan her zaman Karasu’muz oluyor. Biz suçluyu, mağduru belirleyen merci değiliz. İnsanız, beşeriz, şaşarız. Herkesin dediğine bakıp da kimseyi yargılamamalı. Bazen ölen haklı, bazen öldüren. Bırakın hukuk işini yapsın. Yeter ki hukuka yardımcı olalım. Dedikodularla kimseyi itham etmeyelim. Suçlu elbet cezasını bulur ama ithamlar, iftiraya dönerse vicdanlar bunu aklamaz. Olanı da kimse saklayamaz. Zaman her şeyin ilacı…

TAŞ YIĞINI DEYİP GEÇMEYİN

Karasu Kalesi’nin turizme ve doğal varlıklar statüsüne kazandırılması için üzerimize düşeni yaptık. İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Çetin Turhan, Karasulu eğitimcilerimizden Veysel Mustafa Saka ve Karasulu tarihçimiz Oğuzhan Kır ile bir video haber ve röportaj çekimi ile gündeme getirmiştik. Bizden önce de Allah razı olsun Cihan Ersöz hocamız da gündeme getirmişti.

Bu işler aşama aşama oluyor. Gündemde tutmak ve unutturmamaktan geçiyor. Bir haberle, bir girişimle olsa zaten dünyayı değiştiririz. Mevcut kaymakamımız Dr. Ahmet Naci Helvacı, Karasu Kalesi’nin işgalden kurtarılması için resmi adımların atıldığını geçen hafta duyurdu. Umarız bu girişim uzamadan neticelenir ve restorasyon başlar. Bu kale, ileride Karasu’nun simgesi bile olacaktır. Taş yığını deyip geçmeyelim, tarih ilgimizle kendimizi rezil etmeyelim. Karasu için güzel bir fırsat hatırlatayım.

YORUM EKLE