Ülkemizde virüsten çok cehalet salgını olduğunu Cuma gecesi bir kez daha gördük. Belki öldürücü değil ama ölüme sebebiyet verecek kadar tehlikeli ve ülkenin geleceğini karanlığa götürecek bir salgın. Daha ağır sözler kullanamadığım için CEHALET diyorum, İlber Ortaylı’nın kulaklarını çınlatarak…

 

Sağlık Bakanımız Dr.Fahrettin Koca öncülüğünde virüse verdiğimiz 20 günlük mücadeleyi 20 dakikada heba eden cahiller nedeniyle Cuma gecesi Koronavirüs bir keyif sigarası yakmıştır herhalde. Savaş görmüş ve aç kalmış bir neslin torunları, iki günde açlıktan ölmeyecekti muhakkak. Ama o kucağında iki buçuk litrelik kola şişesi ve çikolata kaplı sandviç kek tutan cahil kardeşim. Sen neyin korkusunu yaşıyordun acaba? Eliyle ağzını kapatarak virüsten korunduğunu sanan, ama nefesini önündekini ensesine üfleyip, sırtında arkasındakinin nefesini hissederek kuyrukta bekleyen cahil kardeşim ya sen?

 

Ekmek ve suyu geçtim… Eyvallah, hayati gıda malzemeleri diyelim. Ya alkol almak için evden koşarak çıkan veya kuruyemiş almak için birbirini ittiren cahil kardeşim, iki gün süreyle seni karamsarlığa götüren dehşet neydi? O saatte kapalı olan marketleri açan işletme sahiplerine ve satış yapan tekel bayilerine de diyecek sözüm yok. Ekmek kuyruğunda insanlıktan çıkıp birbirini yumruklayan saygısızlara da… Alışveriş yapamadığı için bugün ölen duymadım. Yarın da duymayacağız muhtemelen. Ben alışveriş yapmadım ve ölmedim Allah’a şükür. Evde ne varsa onunla idare edeceğim.

 

Nihayetinde sokağa çıkma yasağı duyurulduktan sonra Koronavirüs altın vuruşunu yaptı. Bulaşmayana da bulaşmıştır. Aklıma Amerika örneği geldi. İkiz Kulelere uçak çarpınca hayatlarının kabusunu yaşayarak psikologlara koşan o pamuk kalpli halk da yasak öncesi böyle yağmalarcasına koşmuştu marketlere ve sonuç: Her gün yüzlerce ölüm!

 

İnşaAllah bu korku senaryosu ülkemizde görülmez. Yeter ki bir kişinin bile canı yanmasın. Ama virüs değil bu cehalet bizi yıkar benden söylemesi…