Yazı Detayı
21 Mart 2020 - Cumartesi 20:08 Bu yazı 297 kez okundu
 
Ne diyorduk, ne yapıyoruz?
Esra Angün
aydinesra.net@gmail.com
 
 

Bilindiği üzere başta Çin’in Guangdong Eyaleti’nde başlayıp sonrasında dünya geneline hızla yayılan koronavirüs, ülkemizin gündeminde de ciddi şekilde yer edinmiş durumda. Ülkemizde alınan ciddi önlemlerin beraberinde virüsten dolayı meydana gelen ölüm sayısının hiç olmaması bir umut kaynağıyken dün gece Sağlık Bakanımız Dr. Fahrettin Koca tarafından ilk acı haberi aldık.  89 yaşında bir vatandaşımız hayatını kaybetti. Ülke olarak bu durum bizi derinden üzerken olayın vahametini bir kez daha anlamamıza sebep oldu.

 

Ülkemizde virüsten dolayı vaka sayımız her geçen gün daha da artarken virüse karşı alınması gereken önlemler ile ilgi bilgilendirmeler ve uyarılar daha da sıklaşıyor. Virüse karşı altı çizilerek belirten önlemlerden biri de tokalaşmamak. Bu uyarıyla birlikte dünya genelinde farklı tokalaşma şekilleri ve beraberinde de zaman zaman renkli görüntüler ortaya çıktı. Bizdeki şekli ise Ak Partili Cumhurbaşkanımızın da belirttiği gibi, sağ elinin kalbe doğru götürülerek adına “gönül selamı” da denildiği bir selamlaşma şekli.

 

Şimdi buraya kadar bu yazıyı okurken bana, “Eee bildiklerimizi anlatıyorsun da, asıl mevzu ne” şeklinde sorduğunuzu duyar gibiyim.

 

KarasuHaberleri.com internet medyamızı düzenli takip edenler bilir. Bu, benim burada kaleme aldığım ilk yazı. Şu ana kadar yazmak için daha erken dedim ve hala o düşüncedeyim. Fakat, son zamanlarda karşılaştığım durumlar, “İşte, kalemi eline almanın (çağın getirisi olarak bilgisayar karşısına geçmenin) tam zamanı” dedirtti.

 

Neyse, mevzu şu;

Beni bilen bilir, bilmeyenler için söylüyorum. Yaklaşık bir buçuk yıl önce sahih kaynaklardan ve bilirkişilerden aldığım bilgiler neticesinde sahip olduğum inancım doğrultusunda erkeklerle tokalaşmama kararı aldım ve bu kararlılığımı hala sürdürüyorum. Bir gazeteci için emin olun bu çok zor bir tutum. Ancak inancım doğrultusunda kendime söz geçirebildiğim kadarıyla yapabildiklerimi uygulamaya çalışıyorum.

 

Bu süreçte sağ kesim, aldığım kararı tasdikledi ve “Çok doğru bir davranış, tebrik ediyorum. Böyle olmak gerekir” dedi ve kendisi öyle olmadı.

 

Bir partinin eski ilçe başkanı ise elini uzattığında, elimi kalbime koyup, “Teşekkür ediyorum ama almıyorum” dediğimde kendisi, “Ben eşimi de erkeklerle tokalaştırmıyorum, o da el almıyor” dedi. Ancak bunu söyleyen kişi eşine yaptırmakla kaldı.

 

Sol kesimden ise, bu tavrıma saygı duyan da oldu, “Bu, FETÖ’nün getirisi. Bundan önce böyle bir şey yoktu” diyerek beni ikna yoluna götürmeye çalıştığında açıklaması bitene kadar saygıyla dinlediğim ve sonrasında ben açıklama yapmaya başladığımda sözümü kesip dinlemeden o ortamdan ayrılan da…

 

Bir kısmınız bu senin hayatın, bizi bağlamaz diyebilir. Kendilerince haklılar da. Saygı duyuyorum. Ancak şuraya gelmek istiyorum, eşimle birlikte inançlarımızın getirileri doğrultusunda karşı cinsimizle tokalaşmadığımızı yargılayan, hoş görmeyen, şaşıran, yobaz gibi gören, garipseyenler; şu an belki ölüm korkusu belki de virüsü insanlara yayarım endişesiyle, değil karşı cinsiyle kimseyle tokalaşmıyor.

 

Türkan Saylan’ı hatırlarsanız; başörtüsüne ciddi şekilde tepkili ve kadınları kapanmaya karşı caydırmak amacıyla dernekler adı altında ciddi çalışmalar yapmış bir doktor. 2009 yılında göğüs kanserinden hayatını kaybetti ve tedavi gördüğü süreç içerisinde başörtüsüne karışı çıkan bir aydınımız tedavi süreci boyunca son nefesine kadar başında bone ile tabiri caizse dolaştı.

 

Hem Türkan Saylan’ın o son günlerini hatırladıkça hem de şu son süreçte tokalaşmamamızı eleştirenlerin tokalaşmadığını gördükçe daha bir anladım ki, insanoğlu kınadığını yaşamadan ölmezmiş.

 

Sözlerime son verirken, güzel ülkemin bu süreci güçlü bir şekilde atlatacağını umut ediyor ve virüsten ölen sayısının biri aşmamasını temenni ediyorum.

 

Sağlıcakla kalın…

 

 
Etiketler: esra angün, koronavirüs, ne diyorduk ne yapıyoruz, köşe yazısı
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı