Memur ve memur emeklisi ile SSK ve Bağ-Kur emeklileri aylıklarına uygulanacak ikinci yarıyıl zam artışı 6 aylık enflasyon verilerinin açıklanmasıyla belli oldu. Buna göre zam oranı memur emeklisine yüzde 13,52, SGK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 17,76 şeklinde yansıtıldı.
Böylece 27 bin 772 TL olan en düşük memur emeklisi aylığı 31 bin 527 TL'ye; 20 bin TL olan en düşük SSK ve Bağ-Kur emekli aylığı da 23 bin 552 TL'ye çıkarıldı.
Enflasyon artışının aylıklara yansıtılması ile birlikte 30 bin lira civarında olan ortalama aylıklarının Haziran ayında Türk-İş'in açıkladığı (35 bin 759 TL) açlık sınırının altında kaldığını görüyoruz.
Hükümet yetkililerinin "enflasyona ezdirmedik" retoriğini bir kenara bırakırsak, enflasyonun gerçeği yansıtmadığına ilişkin toplumda medyan bir görüş hakim.
Ayrıca artış zammı henüz emeklinin cebine girmeden kamu zamları ve vergi artışlarıyla eridiğini, diğer aylarda da eriyeceğini biliyoruz. O nedenle emekli aylıklarına mutlaka ilave iyileştirme zammı yani "refah payı" ödenmelidir. Ödenir mi? Elbette hayır! Bu yıl sonunda seçim olsaydı belki olabilirdi.
Şeyh Edebali'nin şu sözünü duymuşsunuzdur:
"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın."
"Yaşamak", kimine göre göreceli kavram olabilir. Buradaki yaşamın nasıl olması gerektiğini size bırakıyorum.
Ortalama emekli aylığı ile vatandaşların nasıl yaşadığına (çok örnek var da...) burada bir örnekle bakalım.
Avrupa'da emekli aylığı bin 220- bin 440 euro arasındadır. Bu aylıkla yaklaşık 100 ila 150 kilo arasında kemiksiz kırmızı et (dana kuşbaşı/antrikot) satın alınabilmektedir.
Türkiye'de emekli aylığı ortalaması 30-35 bin lira arasındadır. Bu aylıkla ancak 30 ila 35 kilo (dana kuşbaşı/antrikot) satın alınabilir.
Dolayısıyla enflasyonun yüksek, alım gücünün düşük olduğu bir toplumda huzur ve barışın sağlanması mümkün olabilir mi?
Şöyle diyebilirsiniz:
Enflasyonu düşürmek çok mu zor? Bence zor değil ama...
Aması şu!
En basitçe yolu faizleri indirir, kredileri ödenebilir seviyeye getirir ve üretimi artırırsan; hukuk sistemini Avrupa normlarına getirir, yabancı sermayenin önünü açarsan neden olmasın?
Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın bu konuda bir söylemini anımsayalım:
Şöyle demişti?
"Faiz sebep enflasyon neticedir."
Aklınıza şöyle bir soru gelebilir:
"Enflasyonun düşürülmesi faizlerin düşürülmesine bağlıysa neden uygulanmıyor?"
İşte orasını ben de çözemedim.
Üstelik sınırlarımız dışında savaşan ülkelerin enflasyonu bizden daha düşük oluyorsa bu neyle açıklanabilir?
Ben bu faiz-enflasyon arasındaki korelasyon tezinin tutması için ilave yapayım:
"Güven sebep enflasyon neticedir."
Sonuç olarak; enflasyonun yüksek, alım gücünün yetersiz olduğu bir durumda açlık sınırı altında yaşamaya devam edilecektir. Bakalım nereye kadar?