Beyaz Baston!

Ocak ayının ikinci haftası toplumsal farkındalık gerektiren bir haftadır. Bu farkındalığın beraberinde ülke ve dünya olarak birlik ve empati ile tüm yaşantımızı sürdürmemiz gerekir.

7-14 Ocak Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası

1921 yılında trafik kazası sonucu görme yetisini kaybetmiş olan fotoğraf sanatçısı kendisini korumak ve fark edilmesini sağlamak amacıyla bastonunu beyaza boyamıştır. 1931 yılında Fransa’da görme engellilerinin katıldığı beyaz baston hareketi bir kampanyaya dönüşmüş ve görme engelliler için bağımsızlık sembolü halini almıştır. Her yıl ocak ayının ikinci haftası ‘Beyaz Baston Görme Engeliler Haftası’ olarak kabul edilmiştir.

Görme engeliler için bağımsızlığın ve özgürlüğün sembolü olan ‘beyaz baston’ toplumu birleştirip harekete geçiren önemli bir semboldür. Toplum bu sembol ile bir araya gelir, görme engelli bireylerle kol kola yürür ve engelleri birlikte aşmaya devam eder. Önemli olan noktalardan biri de şudur: İnsan, hiçbir zaman geleceği bilemez, fakat empati kurarak tüm engelli bireylerin ruhlarını ve engelli bireylerin yaşam alanlarını iyileştirebilir.

Tüm engelli bireyler için yaşanan sorunlara kalıcı çözümler üretmeye, öz güvenlerini arttırmaya, moral ve motivasyonlarını yükseltmeye en önemlisi daima yanlarında olacağımızı hissettirmeye devam etmeliyiz. Engelleri birlikte aşmalıyız. Ayrımcılığa maruz kalmadan yaşama sımsıkı sarılmalarını sağlamalıyız. Toplumsal hayatın daima içinde olmalarıyla birlikte görme engellilere özel dizayn edilmiş alanlara zarar vermeyerek ve kullanımını engellemeyerek duyarlı olmalıyız.

Engelli bireylerin sorunları sadece kendisinin veya ailesinin sorunu olarak asla görülmemelidir. Toplumsal boyutuyla hepimizin sorunu olarak görmeliyiz, bunu toplumca yapacağımızdan şüphem yok. Bizler birçok zorluğa karşı birlikte aile olmayı ve birlikte sosyal dayanışma sağlayarak güçlenmeyi bilen bir ülkeyiz.

Bu hafta dolayısıyla göz sağlığının önemine dikkat çekilerek görme engellilerin sorunları gündeme getirilir, farklı gösterimlerle hem görme engellilerini anlamamız, hem empati kurmamız, hem de tüm engeller için çözüm önerileri üzerinde durulur.

Görme yeteneğinin olmaması veya yitirilmiş anlamına gelen körlük, görme merkezinin ya da görme sinirinin zarar görmesiyle ortaya çıkabildiği gibi doğrudan gözlerden de kaynaklanabilir. Körlüğün doğumsal nedenlerinin yanında annenin gebelik sırasında geçirdiği hastalıklardan da olması mümkündür. Birçok hastalığın etki edebileceği bu durumda göz kazalarında hemen sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır, çünkü acil müdahaleler gözde kalıcı zararların oluşmaması açısından önemlidir.

Peki bizler göz sağlığını korumak için neler yapabiliriz?

* Televizyon ve diğer ekranlara yakından ve uzun süre bakılmamalıdır.

* Görme yeteneğini güçlendiren A vitaminleri tüketilmelidir.

* Göz temizliğine dikkat edilmelidir.

* Kitap vb. okurken göz ile okunan metin arasında en az 30 cm olmalıdır.

* Çok az ya da çok fazla ışıkta okuma ve yazma yapılmamalıdır.

* Başka bireylere ait gözlükler kullanılmamalıdır.

* Tüm bireylerin herhangi bir sorun yaşamaması için düzenli olarak göz muayenesi yaptırması gerekir.

Ve görme engelli bireyler beni, seni, bizi göremezler lakin sen, ben, biz tüm engelli ve görme engelli bireyleri görebiliriz… Birlik olabiliriz…

Unutmamalıyız… Bir gün değil, her gün…