Bu hiç hoş olmadı

Remzi Akbaş'ın "Bu hiç hoş olmadı" başlıklı köşe yazısı

Karasu’da toplu bayramlaşma programına katılan AK Parti Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Genel Başkanı Lütfi Bayraktar, bir vatandaşın sorusu üzerine emeklilik ve emekli maaşı konusunda şöyle bir açıklama yapıyor:

"Emekli olanlar, yaşamı boyunca bir yatırım yapmamışsa, sadece emekli maaşına bağlı kalıyorsa, son 2-3 yıldan beri işleri hiç kolay değil. Bunun farkındayız, bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Fakat Almanya nüfusu 85 milyon, çalışan nüfusu ise 45 milyon. Türkiye’de ise 20 milyon çalışan var. Hazine dediğin, önce koyacaksın sonra alacaksın. Bizim de olumsuz anlamda meseleye katkımız var."

Bayraktar'ın açıklamasına tepkiler gecikmedi ve çığ gibi büyüdü. Bence çok absürt bir yaklaşım olmuş.

Neden mi?

Çünkü, tek başına ülkeyi 24 yıl yöneten bir siyasi iktidarın vekili olarak son 2-3 yılı baz alıp diğer zaman diliminde sorun yokmuş gibi göstermesi doğru bir yaklaşım olamaz.

Ayrıca çalışan sayısı üzerinden Almanya karşılaştırması yapması da çok ironik olmuş. Mevcut hükümet iş sahaları açtı da gelmeyen mi oldu? Aksine devletin kurumları özelleştirme adı altında satılarak işsizliğe ve emekli artışına yol verildi. Siyasi çıkar adına 40-45 yaşlarında kişiler emekli edildi.

Şunları da pas geçmeyeyim:

Ortalama emekli aylığı 2003’te asgari ücretin yüzde 36 üzerinde iken günümüzde asgari ücretin yüzde 22 altına gerilediğini biliyor musunuz?

2002’de ortalama emekli aylığının kişi başına Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH)’ya oranı yüzde 46,4 iken 2025’te bu oranın yüzde 29’a gerilediğini görüyor musunuz?

Emekli aylığı ve hak sahiplerine yapılan ödemelerin GSYH’ya oranı AB ülkelerinde ortalama yüzde 9,8 iken Türkiye’de yüzde 3,7 olmasının sorumlusu kim?

Almanya'daki emekli aylığı ortalaması Bin 600 euro,

Türkiye'de 400 euro civarındadır.

Dolayısıyla bu söylem, geçim derdi çeken milyonlarca emekliyi teselli etmekten uzak, aksine ekonomik kriz ve sosyal güvenlik sistemi karşısındaki çaresizlik ve sorumluluktan kaçışını gösteren talihsiz bir savunmadır.

Bu bir özeleştiriden ziyade partisinin üstlerine yönelik yaranma görüntüsü vermektedir.

Önceki konuşmalarında olduğu gibi bu konuda da önemli bir gafa imza atmıştır. Ve haklı olarak emeklilerin tepkisini almıştır.

Ancak unuttuğu bir şey var. Normal çalışanlar için hem çalışan hem de çalıştığı kurum tarafından brüt aylıklardan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’na aktarılan toplam yüzde 20 primler var.

Bunun yüzde 9'u çalışanın brüt maaşından kesilirken, yüzde 11'i işveren payı olarak ödenir.

Bu nedenle hazinede yeterli kaynak olmamasının emeklinin hakkının verilmemesinde bir gerekçe olamaz.

"Önce koyacaksın sonra alacaksın" şeklindeki açıklamasını da bu konudaki bilgi yetersizliğine bağlıyorum.

Emeklinin 25-40 yıl arasında verdiği primlerin karşılığı bu olamaz. Bu primler nereye gitti?

O nedenle, vatandaşın hak ve hukukunu korumak adına seçilmiş biri olarak bu söylem hiç hoş olmadı.

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }