Emeklilere verilen bayram ikramiyeleri ilk kez 2018'de yapılan "Genel ve Partili Cumhurbaşkanlığı" seçimi öncesi muhalefet partileri tarafından seçim vaadi olarak ortaya atılmıştı.
Bayram ikramiyeleri konusu, seçim ekonomisinin en stratejik başlıklarından biri haline gelmiş ve partiler arasında ciddi bir rekabete yol açmıştı.
O dönemde CHP ikramiyelerin dini bayramlarda (Ramazan ve Kurban) emeklilere birer maaş tutarında verileceği belirtilmişti.
İYİ Parti ikramiyelerin Bin 500 TL yönünde olacağını söylerken, HDP (DEM)'nin ise her iki bayramda asgari ücret seviyesinde ikramiye ödenmesini öne sürmüştü.
Başlangıçta muhalefetin bu vaadine iktidar "kaynak nerede?" eleştirisiyle yaklaşsa da seçimler öncesinde sürpriz bir paketle adım atıldı.
AK Parti iktidarı bu ikramiyeleri Bin TL olarak verileceğini ve seçimler öncesi de hesaplara yatırılacağı vaadinde bulundu. İttifak ortağı MHP de buna destek vermişti.
Nisan 2018'de dönemin Başbakanı Binali Yıldırım tarafından açıklanan paketle, emeklilere her iki bayramda Bin TL ödeme yapılması yasalaştı. İlk ikramiyeler 2018 Haziran ayında (Ramazan Bayramı öncesi) hesaplara yatırıldı. Böylece vaat, seçimden hemen önce icraata dönüştürüldü. Ve AK Parti seçimi kazandı.
Sonra ne mi oldu?
Emeklilere 3 yıl süreyle herhangi artış olmadan Bin TL verilmeye devam edildi.
2021 yılında enflasyona göre bin 503 TL verilmesi beklenen ikramiye (CHP'nin bu orandaki önerisine rağmen) sadece 100 TL artışla bin 100 TL'ye çıkarıldı.
Bundan sonraki artışları zaten biliyorsunuz?
2022'de artış olmazken…
2023'de 2 Bin, 2024'de 3 bin ve 2025'de 4 bin TL olarak devam etti.
Bu yıl yine artış yapılmadı. Ramazan ve Kurban Bayramı ikramiyeleri 4 bin TL ile devam edildi.
Şu bilgilendirmeyi siz okurlarıma yaparken, yetkililerin de vicdanına sunuyorum:
2018'de verilen bin TL bayram ikramiyesi;
35-40 kg ağırlığında koyun alıyordu.
3 adet çeyrek altın alıyordu.
23 kg dana eti alıyordu.
172 litre mazot alıyordu.
Asgari ücretin yüzde 63'üne denk geliyordu.
Daha fazla örnek vermeyeyim.
Buna göre ikramiyenin ne kadar olması gerektiğini varın siz hesaplayın. Açık söylemek gerekirse ikramiyenin artık hiçbir önemi kalmadı.
Son olarak, Stockholm Sendromu’nu çağrıştıran şu cümleyi bir yere not edin:
"Celladına aşık bir toplum, özgürlüğü kendisine vurulan zincirlerin parlaklığında arar."