Çakmak hattı koruganları

Savaşta; uçak, tank ve gemi bombardımanına karşı kendi bölgesini korumaya çalışan savunma yapılarına korugan veya tabya denir. Ana malzemesi demir ve betondan oluşan bu dayanıklı mevziler yüzyıllardır devam eden savaş taktikleri ve teknolojisinin bir sonucudur. Sanayi devriminden sonra teknolojinin hızla gelişmesi ve bununla bağlantılı olarak tahrip gücü yüksek uzun menzilli bomba ve füzelerin kullanılmasıyla birlikte koruganların önemi iyice artmıştır. Adeta birer küçük kaleyi andıran bu yapılar, ilk olarak 1904 yılında Rus-Japon Savaşı’nda Ruslar tarafından kullanılmıştır. Bizde ise Çanakkale Boğazı’nın güvenliğini sağlamak için Sultan Abdülhamid tarafından 1892’de Hamidiye Tabyaları inşa edilmiş ve savaşın kazanılmasında kilit rol oynamıştır.

Savunma savaşının vazgeçilmez unsurları olan Koruganlar, İkinci Dünya Savaşı’nda oldukça önemli rol oynamıştır. Dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın talimatıyla Türkiye’nin savaşa girme ihtimaline karşı denizden çıkarma yapılması muhtemel kıyı bölgelerine inşa edilmiştir. “Çakmak Hattı” adı verilen koruganların en yoğun bulunduğu yerlerden biri de Karasu’dur.

1939’da savaşın çıkacağının anlaşılması üzerine Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Çakmak Hattı’nın kurulması için Genel Kurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’a tam yetki verdi. Kaynarca sınırından Melen’e kadar olan Karasu sahillerine koruganlar inşa edildi. Nazilerin Türkiye sınırlarına yaklaşması ve Alman denizaltı gemilerinin Karasu açıklarında devriye atmaya başlamasıyla koruganlardaki güvenlik en yüksek seviyeye çıkarıldı. İçleri mühimmatla donatıldı ve savaş boyunca askerler nöbet tuttu. Almanya’nın savaşta yenilmesiyle Karasu açıklarındaki denizaltıları batıran mürettebat yüzerek karaya çıktı. Onları, koruganlardaki askerlerimiz karşıladılar. Bir kısmı da Karasu Köyü taraflarından karaya çıkarak camiye sığındılar. Köylüler, sabah namazı için camiye gittiklerinde Nazileri görünce şok oldular.

Koruganlar, savaştan sonra önemini kaybederek kaderine terkedildiler. Tescillenmelerine rağmen Sakarya Nehri’nin batı kıyısındakiler denizin içinde kaldı. Diğerleri ise oldukça bakımsız vaziyette. Bu konu, Gazeteci Cihan Ersöz tarafından daha önce defalarca gündeme getirilmesine rağmen hiçbir adım atılmadı. Dünya tarihinin en kanlı savaşı olan İkinci Dünya Savaşı’nda vatanımızın, Karasu’nun güvenliğini sağlayan, kültür mirasımızın mihenk taşı koruganlar için yetkilileri göreve çağırıyorum.