Bir toplumun geleceği, yetiştirdiği çocukların ahlakı, merhameti ve inancıyla şekillenir. Evlerimizde koşuşturan her çocuk; sadece bir neşe kaynağı değil, aynı zamanda Allah’ın bizlere emanet ettiği birer sorumluluktur. Çünkü çocuk, yarının insanı, yarının ailesi, yarının toplumu demektir.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır.” (Teğabün, 64/15)
Bu ayet bize şunu öğretir: Çocuk sahibi olmak sadece bir nimet değil, aynı zamanda bir imtihandır. Onları nasıl yetiştirdiğimiz, hangi değerlerle büyüttüğümüz, Allah katında hesabını vereceğimiz bir emanettir.
Günümüzde çocuklarımız çok farklı imtihanlarla karşı karşıyadır. Ekranların esiri olan zihinler, sosyal medyanın yönlendirdiği değerler, hızla tüketilen ilişkiler… Artık çocuklarımız sadece sokakta değil, dijital dünyada da korunmaya muhtaçtır. İşte bu çağda anne babalık, yalnızca yedirmek, giydirmek değil; kalp inşa etmek, karakter kazandırmak ve ahlak öğretmektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Hiçbir baba, çocuğuna güzel ahlaktan daha kıymetli bir miras bırakamaz.”
Bu hadis, ebeveynliğin özünü özetler. Çocuğa bırakılacak en büyük servet; para, mal, mülk değil; imanlı bir kalp, temiz bir vicdan ve doğru bir karakterdir.
Çocuk bir ayna gibidir
Çocuk, anne babanın aynasıdır. Evde merhamet varsa çocuk merhametli olur, evde yalan varsa çocuk yalana alışır. Namazın, duanın, şükrün yaşandığı bir evde büyüyen çocuk; Allah’ı sadece kitapta değil, hayatta tanır. Bu sebeple eğitim sadece sözle değil, yaşantıyla olur.
Rabbimiz Kur’an’da şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim, 66/6)
Bu ayet, çocuğun manevi terbiyesinin anne babanın asli görevi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bugün toplumda karşılaştığımız birçok ahlaki problem, aslında çocuklukta atılamayan sağlam temellerin sonucudur. Sevgi görmeyen çocuk, sevgiyi yanlış yerde arar; değer verilmeyen çocuk, değeri yanlış şeylerde aramaya başlar. Oysa bir çocuğa “sen değerlisin” duygusunu kazandırmak, onu hayata güçlü hazırlamaktır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), çocuklara karşı merhametiyle örnek olmuştur. Torunlarını omzuna alır, onlarla konuşur, onları dinlerdi. Bir gün bir sahabi, “Ben çocuklarımı hiç öpmem” deyince Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”
Bu söz, sadece çocuk sevgisini değil, insanlığın özünü anlatır.
Çocuğa bağırarak değil, anlayarak yaklaşmak; korkutarak değil, sevdirerek eğitmek; aşağılayarak değil, değer vererek büyütmek… İşte İslam terbiyesi budur. Çünkü çocuk, sevildiğini hissettiği yerde kök salar.
Bugün çocuklarımız; savaş haberlerini, afet görüntülerini, şiddeti, acıyı çok erken yaşta görmektedir. Dünyanın birçok yerinde çocuklar açlıkla, korkuyla ve yoksullukla büyüyor. Bu tablo, bize şunu hatırlatıyor: Bir çocuğun gülüşü, sadece bir aileyi değil, bütün insanlığı ilgilendirir.
Rabbimiz Kur’an’da şöyle buyurur:
“Kim bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.” (Maide, 5/32)
Bir çocuğun kalbine umut koymak, onun yarınını kurtarmaktır.
Bir baba yüreğinden: Alya dua
Hayat bazen imtihan, bazen mükafat olur…
Ve bazen Rabbimiz bir kuluna, dünyadaki en güzel hediyelerden birini verir: Evlat…
04.01.2026 tarihinde dünyaya gelen kızım Alya, Rabbimin bizlere lütfettiği bir rahmettir.
O artık sadece bizim değil, bu toplumun, bu ümmetin de emanetidir.
Ve ey kızım…
Bu dünyaya tertemiz bir sayfayla geldin.
Rabbim kalbini hep temiz, yolunu hep aydınlık eylesin.
Abin İbrahim Mert ile birlikte; kardeşliğin, sevginin, merhametin eksik olmadığı güzel, bereketli ve hayırlı yıllar seninle olsun kızım…