Çocukların sessiz çığlığı

Ayşenur Elmacı'nın "Çocukların sessiz çığlığı" başlıklı köşe yazısı

Bu hafta ve önümüzdeki haftalarda köşemde en çok üzerinde duracağım konuların başında öğrenciler gelecek. Ama sıralamayı doğru yapmak gerekiyor. Önce aileler, sonra öğretmenler ve en sonunda öğrenciler… Çünkü yaşanan her olay bize açıkça gösteriyor ki, çocukların karşı karşıya kaldığı sorunlarda asıl yük, onları yetiştiren ve yönlendiren yetişkinlerin omuzlarında.

Yıllardır hep aynı cümleyi kuruyoruz: Eğitim ailede başlar.” Evet, bizler de bu anlayışla büyüdük. O halde gelin, bu sözü sadece söylemekle kalmayalım; gerçekten içselleştirelim. Bir çocuğun karakteri, hayata bakışı, kendine ve çevresine olan güveni önce evde şekillenir. Okul bu temelin üzerine inşa edilir.

Ne yazık ki ilçemizde son dönemde yaşanan ve artık duymaya bile tahammül edemediğimiz olaylar var. Okul penceresinden kendini boşluğa bırakarak hayatına son veren bir çocuk… İstismar başlığı altında anılan, insanın içini acıtan olaylar… Bunları burada ayrıntısıyla yazmak istemiyorum. Ama görmezden gelerek de yok sayamayız.

Asıl sormamız gereken soru şu:
Bir çocuk bu noktaya nasıl gelir?

Henüz 14 yaşında bir çocuk ölümü düşünebiliyorsa, kendini bu kadar çaresiz hissedebiliyorsa burada ciddi bir durup düşünmemiz gerekiyor. Yine 14 yaşındaki bir çocuğun kendisinden 15, 20 hatta 30 yaş büyük biriyle bir araya gelmeyi düşünmesi bile başlı başına bir alarmdır. Ama ne yazık ki “düşünülmez” dediğimiz şeyler yaşanıyor.

Sevgili anne ve babalar, kendinize hiç sordunuz mu:
“Bizim çocuklarımıza ne oluyor?”

“Benim çocuğum yapmaz” demek yerine, “Benim evladımın da kafası karışabilir mi?” sorusunu sormak zorundayız. Çünkü çocuk dediğimiz şey; her an etkilenebilen, yönlendirilebilen, duygusal olarak savunmasız bir bireydir. Yapabilir de, yapamayabilir de… Önemli olan bu ikileme hiç düşmemesini sağlayacak zemini oluşturabilmektir.

Bu zeminin adı sevgidir.

Evde sevgi gören, dinlenen, anlaşılmaya çalışılan bir çocuk; mutluluğu dışarıda aramaz. İlgi ve kabul görmek için yanlış yollara sapmaz. İçeride mutlu olan bir çocuk, dışarıda büyük hatalar yapmaz. Bu yüzden en büyük sorumluluk ailelerdedir. Lütfen çocuklarınızla vakit geçirin.

Onlara sadece ne yapmaları gerektiğini değil, neden o yolu seçmeleri gerektiğini anlatın. Hata yaptıklarında bağırılacak ilk kişi değil, sığınılacak ilk kişi olun. Evladınızın bilmesi gereken en önemli şey şudur: “Ne yaşarsam yaşayayım, ailem benim yanımda.”

“Ve sevgili öğretmenler” başlığı ile yazıma haftaya devam edeceğim…

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }