Bir nisan yağmuru gibi bereketli, bir ilkbahar gibi yeşil ve güneş ışığını alan bir bitki kadar mutluyuz. İyi günler, iyi haftalar.
Kıymetli okurlar, bazen durum tespiti yapmak için geriye gitmemiz gerekiyor. Yani bugünü konuşabilmemiz için dünü hatırlamamız gerekir. Bilirsiniz, her yaz ayına girişte bir panik havası yaşıyoruz. Trafikten asayişe kadar çekince ve endişeler var kafamızda. Tabii sadece trafik ve asayiş de değil; buna ekleyeceğimiz birçok konu başlığı var.
Geçmiş yıllarda marketlerin bu denli yaygın olmasına, tabiri caizse mantar gibi yayılmasına bir kesim karşı çıkmış, hatta politika bile üretmişti. Yine geçmiş yıllarda bu ilçede ekmek sıkıntısı oldu, biliyorsunuz. Bugün market sayıları konut sayılarına endeksli bir şekilde açılmaya devam ediyor. Bu da aslında kalabalık sitelerin, en yakın marketten alışveriş yaparak trafik dolaşımını bir nebze olsun hafifletmesini sağlıyor.
Şimdi birçoğumuz kendi aramızda sohbet ederken şunu konuşuyoruz: Bundan 15–20 yıl önce yaz aylarında Sakarya merkezden çevik kuvvet gelirdi ve yaz dönemi bitene kadar sahil bandında, akşamları ve gece boyunca görev yapardı. Peki genel olarak şu soruluyor, ben de sorayım açıkçası: 15–20 yıl öncesine göre kargaşa, gürültü, kavga, trafik gibi konularda daha mı iyi durumdayız? Yok değilsek, bu uygulama neden devam etmiyor?
Ben mümkün mertebe yaz döneminde aşağıya inmiyorum. Şunu da söyleyeyim; aşağıları bırakın, burada bulvarda da “türemeye” başladı apuk sapuk tipler. Eşgal, tıraş zaten ele veriyor klinik durumlarını. Şimdi şunu söylüyorum, lafı hiç dolandırmayacağım: Eğer bu olanlara, bu yaşananlara bir dur diyemezsek yarın tren kaçmış olacak.
Ortak kullanım alanları; kamuya açık bulvar, kaldırım, park gibi herkesin istediği zaman rahat bir şekilde çıkıp gezmesi ve dolaşması gereken yerlerdir. Yok, hayır bunun dışında bir kaygı, bir endişe varsa bunun vebali de bizdedir diye düşünüyorum.
Şunu da söyleyeyim: Sorunları tam olarak konuşamıyorsak, çözüm noktasında hedefe ulaşamıyoruz demektir. Bu yüzden sorunları samimi olarak ortaya koyalım. Tüm paydaşlar buradan yola çıkarak, bahse geçen konuları ve sorunları sorumluluğu çerçevesinde minimuma indirmek için “Bismillah” desin.
Bu duygu ve düşüncelerle kendinize iyi bakın, hoşça kalın.