Enerjinin sahibi kimdir?

Nuray Ertaş Balcı'nın "Enerjinin sahibi kimdir?" başlıklı köşe yazısı

Geniş yüksek tavanlı salon… Duvarları açık krem renginde. Tavandan aşağıya doğru sarkan yuvarlak, beyaz ışıklı avizeler ortamı ciddileştiriyor. Salonun tam orta yerinde yerleştirilmiş uzun masa bulunuyor. Masa üzerinde sular, Kuranı Kerim ve İncil. Salonun kenarları kırmızı kadife kaplı sandalyelerle sıralanmış, izleyiciler heyecanla bekliyor. Ve münazaranın resmi ve heyecan dolu atmosferi Rahip Elias ile Molla Sait’in salondan içeriye girip masaya oturmalarıyla başlıyor.

Söze ilk Rahip Elias başlıyor: “Molla Sait, biz insanın etrafında bir enerji alanı olduğuna inanıyoruz. Sevgi dolu insanın yanında huzur bulmak gibi öfkeli insanın yanında gergin hissetmek gibi. Bunlar ruhun yaydığı enerji dalgalarıdır.”

Molla Sait başını öne eğip; “Evet Elias insandan hal sızar bu doğru. Ama biz buna kalp nuru deriz. İnsan nasıl bir niyet taşırsa etrafına onu yayar.

Rahip Elias: İşte sadece kişiyi ilgilendiren bir durum değil bu başkalarına da yansıyan görünmez bir bağ.

Molla Sait: Hafif bir tebessüm ile kesinlikle. Her kalp kendi titreşimiyle hem kendini hem de çevresindekileri etkiler. Bu görünmez bir manevi güçtür.

Rahip Elias: O zaman prayer (dua) ve meditasyon bu alanı besler diyebiliriz.

Molla Sait: Dua, namaz, zikir (Rad 28 de der ki: Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.) Kaşlarını çatarak meditasyondan kastın nedir?

Elias: Tanrı’yla kurduğumuz içsel bağdır. Meditasyon bizim için (Worship) ibadettir, sizde ki karşılığı tefekkürdür. Sessizce onun varlığını hissetmektir.

Molla: Sizin meditasyonunuz bizdeki rabıta anına benziyor o halde dedi ve önündeki sudan bir yudum aldı devam etti. Günümüzde bu öğretiler amacından çıktı. İnsan, Allah yerine evrene gönderdim, dua ettim yerine manifest ettim, estağfurullah yerine iptal iptal gibi cümleler kurmaya başladı.

Elias: Başını sallayarak ne Hristiyanlıkta ne İslam’da ne de Musevilikte böyle ibareler kullanılmaz. Fakat bizim geleneğimiz der ki insan tanrının nefesidir. (Yuhanna 14 -26 ) Bu güçle manifest yapmak neden yanlış olsun?

Sait: Çünkü güç insana ait değildir, ona emanettir. Emaneti sahiplenmekte ruhun yönünü şaşırtır. O halde spiritüalizmle ilgilenenler bunları kullanır diyebiliriz.

Elias: Kaşlarını kaldırarak spiritüalizm bir din değildir. Bizler gibi kutsal kitapları yoktur. Peygamberleri yoktur. Yeniçağ denen bu zamanda modern karışık inanç felsefe akımıdır dedi ve sandalyesini hafif çevirerek arkasına yaslandı. Kısa bir sessizlik sonrası…

Rahip yeniden atak yaptı: “İnsanlar manifest yapıyor diye neden bu kadar rahatsız oldunuz hocam belki Tanrı o gücü insana özellikle koydu belki siz duayı fazla sahipleniyorsunuz” dedi.

Molla Sait hiç düşünmeden cevap verdi: Hayır dua bizi sahiplenir! Allah’a yaklaştırır. (Bakara 186, kulum bana dua ettiğinde ben onun duasını işitirim.) İnsanı da evreni de yaratan Allah değil midir? Dua ettim demek çok mu zordur? Estağfurullah dese daha güzel olmaz mı?

Elias: Tanrı yarattı. Bu sizin inancınızda Allah olabilir. Hem dua hem manifest diyebilir bence sakıncası yoktur. Estağfurullah bizim inancımızda yoktur biz sadece tanrıdan bağışlanma dileriz.

Molla: Evrene göndermek Allah’ı yok saymaktır! Kul Allah’tan ister ondan geldiğini bilir. Kuran’ı işaret ederek, enerjiyi veren Allah’tır.

Elias: Bilim enerjiyi kanıtlar, din ise enerjinin sahibini gösterir. İncili işaret ederek ışığın kaynağı Tanrı’dır.

Ve iki yol aynı hakikatte birleşti.

Her şeyi yaratan ALLAH’TIR.

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }