Fındığın fiyatı diğer lüks kuruyemiş fiyatları seviyelerine nasıl yükseltilebilir?

Uğur Büyük'ün "Fındığın fiyatı diğer lüks kuruyemiş fiyatları seviyelerine nasıl yükseltilebilir?" başlıklı köşe yazısı

Türkiye, dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 65-70’ini karşılamasına rağmen, fındığın kilogram fiyatı serbest piyasada badem, kaju, antep fıstığı veya ceviz gibi benzer kalitedeki lüks kuruyemişlerin oldukça gerisinde kalmaktadır. Bu durumun temel sebebi fındığın niteliğinde değil, piyasa yapısı, pazarlama modelleri ve üretim ölçeğindeki yapısal sorunlarda yatmaktadır.

Fındık fiyatlarının düşük kalmasının temel nedenlerine gelir isek;

Fındık piyasasında alıcı taraf oldukça yoğunlaşmıştır. Dünyadaki fındık üretiminin büyük bir kısmı küresel çikolata ve gıda devleri (başta Ferrero, Olam, Balsu gibi aktörler) tarafından satın alınır. Çok sayıda parçalanmış üreticiye karşılık az sayıda dev alıcının bulunması (oligopson piyasa), alıcıların fiyatı belirleme gücünü artırır.

Türkiye fındığı büyük oranda kabuklu veya kavrulmuş/iç fındık (yarı mamul) olarak ihraç eder. Katma değeri yüksek nihai ürünler (çikolata, fındık kreması, pralin, özel atıştırmalıklar) yurtdışında üretilip pazarlanır. Fındığın nihai tüketiciye ulaştığı raftaki yüksek kar, hammaddeden ziyade bu işleme ve markalama süreçlerinde kalır.

Üreticilerin önemli bir kısmı, okul/hasat masrafları ve borçlar nedeniyle ürünü toplar toplamaz pazara indirmek zorundadır. Depolama imkanı veya lisanslı depoculuk yaygın kullanılmadığı için ürün, tüccara "emanete" bırakılır. Sezon başında arzın bir anda piyasaya yığılması fiyatları baskılar.

Miras yoluyla bölünen bahçeler nedeniyle ortalama işletme büyüklüğü çok düşüktür. Yaşlı ağaçlar, verim düşüklüğü (dönüm başı düşük rekolte) ve yüksek işçilik/toplama maliyetleri birleştiğinde, fındığın maliyeti yüksek ama pazar fiyatı düşük kalmaktadır.

Şili, ABD (Oregon) ve Gürcistan gibi ülkelerde makineli tarıma uygun, geniş ve tek parça arazilerde düşük maliyetli fındık üretimi artmaktadır. Küresel alıcılar, Türkiye pazarlığa oturduğunda bu ülkeleri alternatif göstererek fiyat baskısı kurabilmektedir.

Antep fıstığı veya kaju doğrudan kuruyemiş tabağında "lüks tüketim" olarak algılanırken; fındık küresel ölçekte çoğunlukla endüstriyel sanayi girdisi (çikolata ham maddesi) olarak konumlandırılmıştır.

Bir diğer soru ise fındığın fiyatı diğer lüks kuruyemiş fiyatları seviyelerine nasıl yükseltilebilir?

Fındığın değerini hak ettiği seviyeye taşımak için hammadde tedarikçisi olmaktan çıkıp küresel markalama ve yapısal reform hamlelerine ihtiyaç vardır.

Kabuklu veya iç fındık satışı yerine; işlenmiş fındık ezmeleri, yüksek kaliteli çikolatalar, glutensiz fındık unları ve doğrudan tüketime yönelik aromalı/gurme atıştırmalık konseptleri geliştirilmelidir.

Fındık satışının tek bir sezona sıkışmasını önlemek için lisanslı depoculuk ve soğuk hava depoları yaygınlaştırılmalıdır. Üreticinin finansal baskı altında ürününü hemen satmak zorunda kalmadığı, kademeli arz sağlayan kooperatif yapıları (örneğin FİSKOBİRLİK'in daha etkin finansal ve piyasa yapıcı konuma gelmesi) desteklenmelidir.

Arazi toplulaştırması teşvik edilmeli, ekonomik ömrünü tamamlamış yaşlı bahçeler yenilenmelidir. Eğimli olmayan alanlarda makineli hasada uygun dikim modellerine geçilerek birim maliyet düşürülmelidir.

Giresun kalite tombul fındık gibi yüksek yağ oranına ve aroma değerine sahip türler, "Specialty Coffee" (Nitelikli Kahve) mantığıyla küresel pazarda lüks tüketim sınıfına sokulmalıdır.

Fındığı sadece çikolata üreticilerine satan bir ürün olmaktan çıkarıp, Antep fıstığı veya badem gibi doğrudan sağlıklı atıştırmalık/kuruyemiş segmentinde küresel kampanyalarla pazarlamak gerekir.

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }