Değerli okuyucularım,
Karasu’da yaz mevsiminin en belirgin telaşlarından biri fındık sezonudur. Sabahın erken saatlerinde başlayan emek, akşama kadar devam eder. Kimi zaman güneşin altında, kimi zaman yorgunluğun içinde; alın teriyle, sabırla ve gayretle fındıklar toplanır. Her bir fındık tanesinin arkasında büyük bir emek, fedakarlık ve sabır vardır.
Şimdi ise bahçelerdeki hareketlilik yavaşladı, fındıklar toplandı ve çocuklarımız yeniden sınıflardaki yerlerini aldı. Bir tarafta fındık dalından sofraya uzanan emek, diğer tarafta sınıf sırasından geleceğe uzanan bir eğitim yolculuğu var.
Aslında ikisinin arasında çok güçlü bir bağ bulunuyor: Emek.
Çünkü emek verilmeden ne toprak ürün verir ne de insan kendisini yetiştirebilir.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurur: “İnsan için ancak kendi çalışmasının karşılığı vardır.” (Necm, 39)
Bu ayet bize hayatın önemli bir gerçeğini hatırlatıyor: Başarı, gayret ister. Bir çocuğun iyi bir eğitim alması, güzel ahlakla yetişmesi, topluma faydalı bir insan olması da tıpkı bir fındık bahçesinin emek istemesi gibi sabır ve gayret ister.
Bir fındık ağacına bakıp “Neden bugün ürün vermiyor?” demeyiz. Çünkü biliriz ki onun yetişmesi zaman alır. Toprak hazırlanacak, fidan büyüyecek, dal gelişecek, meyve zamanını bekleyecektir. Çocuklarımız da böyledir.
Onlardan hemen büyük başarılar beklemek yerine onlara zaman ayırmalı, sabır göstermeli, doğruyu öğretmeli ve güzel örnek olmalıyız. Çünkü çocuklarımız bizim geleceğimiz olduğu kadar, bugün bize emanet edilmiş büyük bir sorumluluktur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Hepiniz sorumlusunuz ve hepiniz sorumluluğunuz altındakilerden hesaba çekileceksiniz.”
Bu hadis, anne babalara çok önemli bir görev hatırlatıyor. Çocuğumuzu sadece karnını doyurmak, okul ihtiyaçlarını karşılamak ve sınavlarında başarılı olmasını sağlamak için yetiştirmiyoruz. Onun aynı zamanda dürüst, merhametli, saygılı, kul hakkına dikkat eden, vatanına ve milletine faydalı, güzel ahlaklı bir insan olması için de gayret etmeliyiz.
Bugün çocuklarımızın çantalarına kitaplarını koyuyoruz. Peki, onların gönüllerine ne koyuyoruz?
Kalem ve defter kadar ahlaka, bilgi kadar hikmete, başarı kadar merhamete ihtiyaçları var.
Çocuğumuz matematikte başarılı olabilir; ama arkadaşına haksızlık ediyorsa, büyüğüne saygı göstermiyorsa, küçüğüne merhamet etmiyorsa, kul hakkını önemsemiyorsa eğitimde eksik kalan bir taraf var demektir.
Eğitim sadece diploma almak değildir. Eğitim, insan olmayı öğrenmektir.
Okullarımızın açılmasıyla birlikte anne babalara da önemli bir görev düşüyor. Çocuğumuzun derslerini takip edelim ama sadece notlarını sormayalım. “Bugün ne öğrendin?” kadar, “Bugün bir arkadaşına iyilik yaptın mı?” diye de soralım. Onlara sadece sınav kazanmayı değil, hayatı güzel yaşamayı da öğretelim.
Çünkü yıllar sonra çocuklarımızın kaç puan aldığından çok, nasıl bir insan oldukları hatırlanacaktır.
Fındık sezonunda büyüklerimiz çocuklarına, torunlarına emeğin değerini öğretiyor. Şimdi sıra, o emeği eğitime ve güzel bir geleceğe dönüştürmekte. Bahçede fındık toplarken gösterdiğimiz sabrı, çocuklarımızı yetiştirirken de gösterelim.
Onların yanlışlarını düzeltelim ama umutlarını kırmayalım. Başarısız olduklarında onları küçümsemek yerine yeniden denemeleri için destek olalım. Çünkü her çocuk, doğru ilgi ve doğru rehberlikle gelişebilecek bir cevherdir.
Unutmayalım: Fındık dalında emekle büyür, çocuk gönülde sevgiyle ve eğitimle yetişir.
Bir fındık tanesinin arkasında nasıl alın teri varsa, iyi yetişmiş bir insanın arkasında da yıllarca süren bir anne-baba duası, öğretmen emeği ve sabır vardır.
Yeni eğitim-öğretim yılının çocuklarımız, öğretmenlerimiz ve bütün ailelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbimiz çocuklarımıza zihin açıklığı, güzel ahlak, faydalı ilim ve hayırlı bir gelecek nasip etsin.
Fındık dalından sınıf sırasına uzanan bu yolculukta, emeğimiz de duamız da çocuklarımız için olsun.