Karanlığın içinde kıvranıyorum; sanki sesler tenime prangalanmıştı. Onu artık eskisi kadar hissetmediğimi fark ettim.
Karar verilmişti.
Evet, gözlerine baktığım an anladım; sevgim ona ağır geleceğini.
Kokusunu öğrenmek isterdim ama mantık yanım artık canımın yanmasına izin vermiyor. Yine kalpsiz olmayı tercih ediyorum, çünkü insanlar böyle adlandıracak; ağlamak yerine sevilmek istediğim için.
Yeniden sevebilirim.
Sevgi mi, yoksa takıntı mıydın? Bilmiyorum ama seni zayıflık gibi hissediyorum. Olmayınca olmazmış, Albayım.
Kokunu ezberlemek isterken sen kalbimi bulandırdın ve seni anlamam için çabalaman gerek, sen kuralsız kalarak bulantı oluşturdun.
Umarım kalbine denk birini bulursun. Bu bir temenni; çünkü sevgi iyileştirir. Hiç sevilmemişlik zaten benim zincirlerim.
Hadi dans etmeliyiz ruhlarımızla hem de ilk ve son kez.
Kırmızı ip teorisi, sevgi bağının ipiymiş insanları aşk için denk getirirmiş ama bizde sevgiyi başkalarına yaşatmak için denk getirdi; sen benden, ben de senden hissettim.
Senin başkasına ait olduğunu kabullenmem zor ama olması gerek. Şiirler sana ait olmamalı, çünkü aşka olan inancımı alacaksın; beni sevmek yerine kurutacaksın.
Sesin hiç mühürlenmemiş kulaklarımda.
Umarım seni tamamen unuturum, aynı şehirde olsak da.
Belki de aynı şehirde hiç değilizdir.