Zamanımı kime bıraktım?
Aşk ne demek?
Duyguların gözlerle dansı mı?
Anlatmaya üşendiğim onca kelime varken, bazı şeyleri nasıl kaleme alacağım?
Kalbime bu kadar anlam yüklemişken, kendimi nasıl vazgeçireceğim?
İnsanlara inanmak, hatta güvenmek bu kadar zorken; aşka inanmalarını nasıl yazabilirim?
Aklım çoktan kabullendi.
Kalbim ise kıskançlığın sancısını taşıyor;
ömrü tükenen kelebeklerin karın ağrısı gibi.
O kelebekler ölmek üzere.
Belki de o sancı, beni yeniden aşık olmaya hazırlayacak.
Gitmeniz gereken yerlerden gidin.
Kalbinizi gerçekten düşünen insanları hayatınıza alın.
İlhamın şairle kavgası ise bu hikayenin dışında.
Aşkın da bir kanunu vardır:
Sadakat.
Saygı.
Kafadaki süre bitti.
(Kadınlar anladı.)
Yelkenler o kasırgada parçalanmadı.
Kalbimde sana ait tek bir kelebek bile kalmadı.
Sokak şarkılarına kaç;
kalbin, içinde gevelediği ölü şiirleri söylesin.
Bazı satırları tamamlamak,
onları kalbinden geçirip anlamlandırmak zordur.
Çünkü kalbimin hesabı fazlasıyla patavatsızdır;
en büyük hataları da hep aşkta yapar.