Kardeşliğin sınandığı zaman: Mazlumun yanında durmak

Ali Keskinsoy'un "Kardeşliğin sınandığı zaman: Mazlumun yanında durmak" başlıklı köşe yazısı

Son günlerde dünya gündeminde yer alan Filistinli gençlerin idam edilmesine yönelik gelişmeler, vicdan sahibi herkesi derinden sarsmaktadır. Bu tür olaylar sadece bir coğrafyanın değil, insanlığın ortak yarasıdır. Müslümanlar açısından ise bu durum, kardeşliğin ve ümmet bilincinin yeniden hatırlanması gereken önemli bir imtihandır. Çünkü İslam, sadece bireysel ibadetlerden ibaret değildir; aynı zamanda mazlumun yanında durmayı, kardeşin acısını hissetmeyi ve zulme karşı ortak bir duruş sergilemeyi emreder.

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki merhamet olunasınız.” (Hucurat, 49/10 meali)

Bu ayet, Müslümanların sadece aynı inancı paylaşan bireyler değil, aynı zamanda birbirinin acısını hisseden bir aile olduğunu ifade eder. Filistin’de yaşananlar, bizlere bu kardeşliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Coğrafyalar farklı olsa da acı ortaktır. Dil farklı olsa da gözyaşı aynıdır. Bu nedenle Müslüman, dünyanın neresinde olursa olsun bir kardeşinin zulme uğradığını gördüğünde duyarsız kalamaz.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu kardeşliği şu sözleriyle anlatır:

“Müminler birbirini sevmekte, birbirine merhamet etmekte ve birbirini korumakta bir beden gibidir. Bedenin bir organı rahatsız olursa, diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle ona ortak olur.”

Bu hadis, bugün yaşanan olaylara bakışımızı belirlemelidir. Eğer bir yerde gençler haksız yere idam edilmekle karşı karşıya kalıyorsa, bu sadece o toplumun değil, bütün Müslümanların kalbinde bir sızı oluşturmalıdır. Bu sızı, öfkeye değil; birlik, dua ve bilinçli bir duruşa dönüşmelidir.

Kur’an’da bir başka ayette şöyle buyurulur:

“Size ne oluyor da ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize katından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı ver’ diyen zayıf erkekler, kadınlar ve çocuklar için mücadele etmiyorsunuz?” (Nisa, 4/75 meali)

Bu ayet, mazlumların duasına kulak vermenin bir sorumluluk olduğunu göstermektedir. Ancak bu sorumluluk, sadece duygusal tepkilerle sınırlı kalmamalıdır. Müslümanların birbirine düşmek yerine, kardeşliğini güçlendirmesi, birbirinin kıymetini anlaması ve ortak bir bilinç oluşturması gerekir. Çünkü parçalanmış bir toplum, mazlumun yanında güçlü duramaz.

Bugün sosyal medya tartışmaları, gereksiz ayrılıklar ve küçük meseleler yüzünden birbirine kırılan Müslümanlar, aslında büyük fotoğrafı kaçırmaktadır. Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Bir Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz.”

Kardeşliği yeniden hatırlamanın zamanı gelmiştir. Filistin’deki bir gencin hayatı, aslında ümmetin ortak sorumluluğunu hatırlatmaktadır. Bu olaylar bizlere şunu söylemektedir: Birbirimizi kırmak yerine kenetlenmeli, ayrışmak yerine birleşmeli, susmak yerine bilinçli bir duruş sergilemeliyiz.

Unutmamak gerekir ki Müslümanların en büyük gücü sayıları değil, birlikleridir. Kalpler birleştiğinde dualar güçlenir, dualar güçlendiğinde umut büyür. Zulüm karşısında yapılacak en önemli şeylerden biri de kardeşliği diri tutmaktır.

Sonuç olarak; bugün yaşanan acı hadiseler, bizlere kardeşliğin sadece sözde kalmaması gerektiğini öğretmektedir. Müslüman, başka bir Müslümanın acısına duyarsız kalamaz. Birbirimizin kıymetini anlamak, birlik içinde olmak ve mazlumun yanında durmak, dinimizin açık emridir.

Rabbimiz bizleri birbirini seven, kardeşliğini koruyan ve mazlumun yanında dimdik duran kullarından eylesin. Kalplerimizi birleştirsin, aramıza fitne sokan her türlü ayrılığı bizlerden uzaklaştırsın. Zulme uğrayan kardeşlerimize sabır, metanet ve kurtuluş nasip eylesin. Amin.

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }