Kortizol arınması

Hasret Aksoy'un "Kortizol arınması" başlıklı köşe yazısı

​Hayatın bitmek bilmeyen koşuşturmacası, zihnimizde susturamadığımız o dijital gürültüler, suni samimiyetler ve her yere yetişme çabası… Modern dünya biz farkında olmadan omuzlarımıza görünmez bir yük bindiriyor. Bugün, bedenimizin bu yüke verdiği en somut tepkiyi, yani "stres hormonu" olarak bilinen kortizolü ve ondan nasıl arınabileceğimizi konuşalım istiyorum. Kortizol, aslında bizi tehlikelere karşı koruyan, sabahları zinde uyanmamızı sağlayan hayati bir mekanizmadır. Ancak kronik stres altında bu hormon sürekli yüksek salgılandığında, faydadan çok zarar getirmeye başlar; bizi sürekli bir "alarm" durumunda yaşatır. Yaklaşık beş yıldır düzenli spor yapan, bedenine ve hareketin şifasına inanan bir kadın olarak, geçtiğimiz aylarda çok önemli bir gerçeği bizzat deneyimledim: Sadece hareket etmek yetmiyor, bütünü görmek gerekiyor.

​Son birkaç aydır hayatımda köklü bir beslenme değişikliğine gittim ve özellikle gün içindeki kafein tüketimimi ciddi manada azalttım. Sonuç ne mi oldu? Bedenimde ve ruhumda kelimelerle tarif etmekte zorlandığım bir hafifleme, zihinsel bir berraklık ve dinginlik hissi başladı. Anladım ki, sporla dışarıdan güçlendirmeye çalıştığım bedenimi, aşırı kafein ve dengesiz beslenmeyle içeriden gizlice yoruyormuşum. Kafeinin tetiklediği yapay kortizol dalgalanmaları azaldıkça, gerçek enerjimin ve huzurumun açığa çıktığını gördüm.

Kendi hayatımda şahit olduğum bu olumlu değişimden yola çıkarak tüm kadın okuyucularıma tavsiyemdir: Hayatınızdaki kafein yükünü azaltın, beslenmenizi fıtratınıza uygun hale getirin ve doğaya, o sessiz orman yürüyüşlerine daha sık sığının. Kan şekerini aniden zıplatan işlenmiş gıdalardan uzak durmak ve sinir sistemini yatıştıran besinlere yönelmek kortizolün en büyük düşmanıdır. Bununla birlikte, eğer yüksek kortizol ve kronik yorgunluk sarmalındaysanız, ağır ve saatler süren antrenmanlar yerine; doğanın bağrında yapacağınız dingin yürüyüşleri, açık havayı ve bedeni hırpalamayan esneme hareketlerini tercih etmelisiniz. Doğanın sessizliği, sinir sistemimizi "savaş ya da kaç" modundan çıkarıp, fıtratımızda olan o huzurlu ritme geri döndürür.

​İnanan bir insan için beden, ruhun taşıyıcısı ve bize bırakılmış mukaddes bir emanettir. Bir Müslüman her anlamda sağlıklı, güçlü, zinde ve dengede olmalıdır. Bedenimize iyi bakmak, sadece fiziksel bir sorumluluk değil; aynı zamanda ruhi dengemizi korumanın ve şükretmenin bir yoludur. Kıymetli dostlar, özellikle biz kadınlar ev, iş, aile ve sosyal sorumluluklar arasında mekik dokurken kendi dengemizi unutmaya çok meyilliyiz. Suni samimiyetlerin, dijital karmaşanın ve bitmeyen beklentilerin ortasında ruhumuzu ve bedenimizi nadasa bırakmayı öğrenmeliyiz. Unutmayalım ki, hayattaki en büyük zenginlik içsel dengedir. Kendimizi o gereksiz stres yüklerinden arındırdığımızda hem kendimize hem de dokunduğumuz tüm hayatlara çok daha güçlü, çok daha faydalı olacağız. Sağlıkla, dinginlikle ve her daim dengede kalın.

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }