Osmanlı Devleti'nin son yıllarında doğan ve medrese eğitimi alan Süleyman Hilmi Tunahan, 1922'de müderris oldu. Osmanlı döneminde medreselerde eğitim veren yüksek rütbeli öğretim üyelerine "müderris" deniyordu. Diyanet İşleri Başkanlığının gizli tarikatlar raporuna göre Tunahan, 3 Mart 1924'te Tevhid-i Tedrisat Kanunu yürürlüğe girince müderrislikten istifa etti. Tunahan'ın verdiği dini eğitimler ise yer altına indi, gönüllü olarak din öğretimi vermeye başladı.
4 Şubat 1938 tarihinde de vaizlik görevine geri döndü ve İstanbul'da bazı camilerde faaliyetler yürüttü. Bu sırada cami ve bazı evlerde gizli dersler vermeye başladı. Hakkında başlatılan soruşturma uyarınca 1943'te vaizlik belgesi iptal edilen Tunahan, Demokrat Parti döneminde 24 Mart 1950 tarihinde tekrar bu izni aldı.
Bugün Bulgaristan sınırları içerisinde yer alan Silistre'de doğan Süleyman Hilmi Tunahan tarafından kurulan Süleymancılar Cemaati'nin kökeni Nakşibendi tarikatına dayanıyor. Tunahan, Nakşibendiyye Tarikatı'nın Müceddidiyye koluna bağlıyken daha sonra cemaat kamuoyunda bilinen adıyla "Süleymancılar" veya kendilerinin deyimiyle "Süleymanlılar" adını aldı.
Süleyman Hilmi Tunahan'ın 1959'da ölümünün ardından cemaatin liderliğine Kemal Kaçar geldi. Kaçar'ın 2000'de ölümünden sonra Arif Ahmet Denizolgun başa geçti. Denizolgun'un 8 Eylül 2016'da ölümünün ardından 34 yaşındaki Alihan Kuriş, Süleymancılar Cemaati'nin son lideri oldu.
Cemaat, Süleyman Hilmi Tunahan tarafından kurulduğunda din öğretimi gibi faaliyetlerini gizli şekilde evlerde ve camilerde yürütürken özellikle Demokrat Parti iktidarıyla bu sistem değişmeye başladı. Öğrenci yurdu ve Kuran kursu açarak çocuklara ve öğrencilere dini eğitim veren cemaat, zamanla Türkiye'nin birçok ilinde örgütlendi. Cemaatin gelirlerini üye aidatları ve bağışlar oluşturdu.
Süleymancıların siyasi tercihleri dönemlere göre değişti. Süleyman Hilmi Tunahan döneminde cemaat çevresinin Demokrat Parti'yi desteklediği, 1957 seçimlerinde ise Millet Partisi'ne yöneldiği aktarılıyor. Kemal Kaçar döneminde Adalet Partisi ve ANAP, Arif Ahmet Denizolgun döneminde ise ANAP ve Refah Partisi çizgisi öne çıktı. Kemal Kaçar üç dönem AP milletvekilliği yaptı. Süleyman Hilmi Tunahan'ın torunu Arif Ahmet Denizolgun, 1995'te Refah Partisi'nden milletvekili seçildi. 28 Şubat döneminde ise ANAP'ı destekledi ve Ulaştırma Bakanı oldu.
2000'li yılların başından 2009'a kadar sağ partileri desteklediği aktarılan cemaat, sonraki yıllarda farklı siyasi tercihlerde bulundu. 2011 genel seçimlerinde MHP'yi desteklediği haberleştirildi. 2018 seçimlerinde ise İYİ Parti ve Meral Akşener'e destek verdiği konuşuldu.
Son yıllarda Süleymancıların muhalefete yaklaştığı yönünde iddialar gündeme geldi. 2019 yerel seçimlerinde Millet İttifakı'nı, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekledikleri öne sürüldü.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “Alihan Kuriş liderliğindeki çıkar amaçlı suç örgütü” olarak tanımladığı Süleymancılar'a yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında 17 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Cemaatin lideri Alihan Kuriş'in de aralarında yer aldığı 33 şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi. Soruşturmada şüphelilere, "kara para aklama," "dolandırıcılık" ve "vergi usul kanununa muhalefet" suçlamaları yöneltiliyor. Yapılanma ile bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL'yi aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı tespit edildiği iddia ediliyor.
FETÖ Darbe girişiminden sonra olanlardan ders aldık mı? Hayır. Gülen Cemaati’nin devlet kadrolarından tasfiye edilmesinin ardından, bürokraside oluşan boşluklar tek bir yapı yerine farklı dini grup, tarikat ve cemaatlerin etki alanlarına bölünmesiyle doldurulduğu söyleniyor. Bu süreçte özellikle yargı, emniyet, tıp/sağlık, eğitim ve askeri bürokraside belirli grupların öne çıktığı kamuoyunda ve güvenlik raporlarında sıkça dile getirilmektedir. Sağlık ve Emniyet alanında Menzilciler, Eğitimde İsmailağa ve Nurcular, Hukuk Sisteminde Hak- Yolcular (İskenderpaşa Cemaati), Yurt ve Kurslarda Süleymancılar.
Türkiye genelinde ana gövde olarak tanımlanabilecek 30 civarında ana tarikat/cemaat silsilesi bulunmaktadır. Ancak bu ana gövdelerin alt grupları, şeyhlik tartışmaları ve bölünmeler sonucu oluşan 400’den fazla alt kolu (cemaati) vardır. Bunların mensuplarının da 5 milyon kişi civarı olduğu tahmin edilmektedir.
Denetimin olmadığı, devletin hangi kademelerinde kaç kişi oldukları bilinmeyen, ekonomik yapılarını ve toplam üye sayılarını bilmediğimiz yüzlerce cemaat. Dün Gülen Cemaati, bugün Süleymancılar, yarın?