Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak adlandırılan ve resmi adı "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" olan 12 maddelik düzenleme, TBMM Adalet Komisyonu'ndan geçerek 10 Ağustos 2026 pazartesi günü Genel Kurul gündemine geldi. Gündemdeki teklifin özeti ve getirdiği mekanizma şu şekildedir:
Düzenleme suçu veya cezayı tamamen ortadan kaldıran bir genel af niteliği taşımıyor. Suçların soruşturulması, kovuşturulması ve infazı için erteleme öngörüyor.
Yasa kabul edilse dahi mekanizma otomatik olarak başlamıyor. PKK/KCK'nın silah bıraktığının, mühimmatı teslim ettiğinin ve fiilî varlığına son verdiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu durumun Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilerek Resmi Gazete'de yayımlanması şartı aranıyor.
Süreç nasıl işleyecek? MGK teyidinin ardından başvuran örgüt mensupları için üst sınırı 15 yıl ve altında olan suçlar için 5 yıl, 15 yılın üzerinde ceza gerektiren suçlar için 10 yıl yargılama/infaz ertelemesi uygulanacak. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları ile örgüt yöneticileri düzenlemenin dışında tutuluyor.
Erteleme süresi içinde kişi tekrar terör suçu işlemezse cezası infaz edilmiş sayılacak veya davası düşecek. Süreç içinde yeni bir terör suçu işlenirse erteleme iptal edilecek.
Sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi ve takibi amacıyla TBMM bünyesinde siyasi parti gruplarının katılımıyla bir İzleme Komisyonu kurulacak. Kanun kapsamındaki görevleri ve süreci yerine getiren yetkililerin bu faaliyetleri hukuki ve cezai güvenceye alınacak.
TBMM gündemindeki düzenlemeye muhalefet partileri, hukuk örgütleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından yöneltilen temel eleştiriler ve karşı çıkış gerekçeleri şu başlıklar altında toplanıyor:
1. Anayasaya aykırılık ve "Örtülü af" tartışması
Nitelikli çoğunluk ihlali: Düzenlemenin fiilen bir "genel/özel af" niteliği taşıdığını savunuyorlar. Anayasa'nın 87.maddesine göre af yasalarının Meclis üye tamsayısının 3/5 çoğunluğuyla (360 milletvekili) kabul edilmesi gerekirken, teklifin basit çoğunlukla geçirilmek istenmesi "Anayasa'nın etrafından dolanma" olarak nitelendiriliyor.
Eşitlik ilkesi: Belirli suç türleri ve şahıslar için erteleme getirilirken, adli suçlar veya diğer siyasi tutuklular bakımından kapsam dışı bırakılmanın Anayasa’nın eşitlik ilkesini zedelediği ileri sürülüyor.
2. Yürütmeye devredilen yetki ve "MGK teyidi"
Yargı yetkisinin devri: Yasanın yürürlüğe girmesinin ve erteleme mekanizmasının başlatılmasının Milli Güvenlik Kurulu (MGK) teyidine ve Resmi Gazete'de yayımlanmasına bağlanması eleştiriliyor. Muhalefet, yargısal bir sürecin ve hukuki statünün idari/siyasi bir organ olan MGK’nın kararına bırakılmasının kuvvetler ayrılığına aykırı olduğunu belirtiyor.
3. Mağdur hakları ve cezasızlık algısı
Adalet duygusunun zayıflaması: Kasten öldürme dışındaki birçok ağır terör suçunun (yaralama, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi) erteleme kapsamına alınmasının cezasızlık algısı yaratacağı ve terör mağdurlarının vicdanını yaralayacağı vurgulanıyor.
Örgüt yöneticiliği/üyeliği sınırı: Kasten öldürme suçunu bizzat işlememiş ancak bu talimatları veren veya organizasyonunda yer alan üst düzey isimlerin ertelemeden yararlanabilme ihtimali ciddi tartışma konusu yapılıyor.
4. "Sorumluluk güvencesi" maddesi (Ceza muafiyeti)
Hukuk devleti ilkesi: Süreçte görev alacak kamu görevlilerine verilen hukuki ve cezai sorumluluk güvencesi (dokunulmazlık), geçmişteki bazı uygulamalara benzetilerek "denetimsizlik ve görevi kötüye kullanma risklerine açık alan yaratmakla" eleştiriliyor.
5. Komisyonun yetkileri ve meclis denetimi
Yetki sınırları: TBMM bünyesinde kurulacak İzleme Komisyonu'nun bağlayıcı bir denetim yetkisinden ziyade sembolik bir "izleme" rolüyle sınırlandırılması, şeffaflık ve Meclis denetimi açısından yetersiz bulunuyor.
Sonuç olarak partili partisiz sokakta ve sosyal medyada gördüğümüz hemen hemen herkes bu yasaya karşı çıkmasına rağmen ısrarla meclisten geçirilmek isteniyor. Bu işin sonunda bebek katili aponun umut hakkıyla serbest bırakılmasına doğru gitmektedir. Bir toplumsal mutabakattan bahsedeceksek eğer götürün kanun teklifini referanduma bakalım 80 milyon vatandaşın bu kanuna ne diyor görelim.