Nereden nereye?

Remzi Akbaş'ın "Nereden nereye?" başlıklı köşe yazısı

AK Parti’nin Türk siyasetinde yer almasından bu yana 25 yıl (çeyrek asır) geçti.

3 Kasım 2002 tarihinde Türkiye genelinde uygulanan yüzde 10 seçim barajlı d'Hondt sistemi ile tek başına iktidar olmuştu.

Elbette bu başarının arkasında merhum Bülent Ecevit'in Başbakan olduğu koalisyon hükümetinin 2001 ekonomik krizi yatıyordu.

AK Parti’nin seçim başarı ivmesi azalsa da o günden beri devam etti.

Ta ki 7 Haziran 2015'e kadar...

7 Haziran 2015 seçimlerinde ilk kez parlamentodaki tek başına iktidar çoğunluğunu kaybetti.

Türkiye 1 Kasım 2015’te tekrar sandık başına gitti ve AK Parti sandıktan birinci parti olarak çıkarak Meclis çoğunluğunu elde etti. Ancak bu iki tarih arasında yaşananların ardından Türkiye’de siyasal tarih köklü bir değişikliğe uğradı.

16 Nisan 2017'de gerçekleşen Anayasa değişikliği (halk oylaması) referandumunda mühürsüz oyların geçerli sayılması sonrasında "Yeni anayasa(!)" ile yapılan 24 Haziran 2018 seçimleriyle birlikte Türkiye yeni bir yönetim sistemine geçti.

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi"

Bu sistem kamuoyunda "Başkanlık/Tek adamlık" ya da "Otoriter" sistem olarak nitelendirilmişti. Sistemin hayata geçmesiyle birlikte anayasal haklar ve hukuk sisteminin uygulanması sürekli tartışılır oldu.

AK Parti’nin 2002’de devraldığı dönemde elbette ekonomik bir enkaz vardı. Bu enkazı temizlemek, yeniden inşa yapmak kolay olmadı. Ancak bugün geldiğimiz yere bakıldığında; ekonomik olarak başarılı olduğumuzu söylemek mümkün değil.

Şöyle ki...

AK Parti 3 Kasım 2002'de iktidar olduğunda yıllık enflasyon yüzde 33,4 seviyesinde gerçekleşmişti.

3 Ağustos tarihinde açıklanan yıllık enflasyon yüzde 31,75 oldu. 24 yıl sonra yine aynı yerdeyiz.

2002'de dolar/TL paritesi 1,50 TL seviyesinde idi. Bugün 47,85 TL seviyelerine geldi.

2002'de en düşük işçi emekli aylığı (257 TL) Asgari ücretin (184,3 TL) yüzde 28,4 üzerinde idi.

24 yıl sonrası...

2026'da Asgari Ücret (28 bin 075) oldu. En düşük işçi emekli aylığı (23 bin 552 lira) ile Asgari ücretin yüzde 19,2 altında kaldı.

Elbette AK Parti’nin başta terörle mücadelesi, yerli savunma kapasitesinin artırılması, sağlık alanında yaptığı önemli hizmetleri olmuştur. Ancak tartıya koyduğumuzda...

2002'den bu yana ülkenin satılan varlıklarını, Hazine garantisi ihalelerle yaşanan büyük kayıpları, dünyada en yüksek faiz ve enflasyonu olan ülke sıralamasında üst sıralarda yer aldığını, çalışanlar ile emeklilerin hak kayıplarını, anayasal hakların kısıtlanmasını, Türkiye'nin toplam dış borç stoku 2002'de yaklaşık 130 milyar dolar iken 2026 yılı ilk çeyreği itibarıyla 518,5 milyar dolara yükseldiğini ve daha birçok olumsuzlukları da saydığımızda Türkiye'nin nereden nereye geldiğini görmüş oluruz.

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }