Okulların güvenliğinden kim sorumlu?

Remzi Akbaş'ın "Okulların güvenliğinden kim sorumlu?" başlıklı köşe yazısı

Geçtiğimiz hafta birer gün arayla biri Şanlıurfa biri de Kahramanmaraş'ta lise ve ortaokulda iki ayrı öğrenci tarafından yapılan saldırı Türkiye eğitim tarihindeki en karanlık sayfalardan biri olarak kayıtlara geçti.

Her iki olayda 1'i öğretmen 8'i öğrenci olmak üzere toplam 9 kişi hayatını kaybederken 29 kişi de yaralandı.

Bu iki olay okulların güvenlik sorununu bir kez daha ortaya çıkardı.

Olaylardan sonra İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlığı'ndan önlemler noktasında yeni retorik açıklamalar geldi.

Tamam da bu önlemlerin alınması için ille de birilerinin ölmesi mi gerekiyordu?

Okul güvenliği, sadece okul kapısına dikilen bir nöbetçiden ibaret değildir. Bu mesele; fiziki güvenlik, teknolojik denetim ve en önemlisi sosyal ve psikolojik güvenlik sacayağı üzerine kurulmalıdır.

Peki bu çocuklar neden böyle bir eylem yaptı?

Gençlerin bu tür radikal eylemlere yönelmesinde; internet ve oyun bağımlılığı, mafya temalı diziler, şiddet içerikli dijital içerikler, genç beyinlerde empati duygusunu köreltiyor.

Elbette bu durum ailevi nedenlerle olduğu gibi, çevre ve yaşam biçimiyle de ilgili olabilir.

Yetkili birimler bu tür olayların nedenleri tespit ederek önlemler noktasında neler yapılabileceğini ortaya koymalıdır.

Öncelikle ortaöğretim kademelerinde okuyan öğrencilerin arkadaş grubundan aile yaşamına kadar çok taraflı bir "Araştırma Kurulu" oluşturulmalıdır. Bu kurul öğrencilerin potansiyel suç namzetti olup olmadığını takip edebilir. Gerekirse psikolojik eğitim verilebilir. Ailesiyle sürekli iletişim kurulabilir. Okulda suç çeşitleri ve korunma yöntemlerine yönelik konferans veya brifing verilebilir.

Bunu neden önemli görüyorum?

Çünkü, suça meyilli gençler her an her yerde olay yapabilir. Önemli olan bu tür potansiyele uygun gençleri rehabilite etmek, önceden olayı önlemektir.

Elbette sadece "Polisiye tedbirlerle suç unsurlarını ortadan kaldırmak veya azaltmak çok da mümkün değildir. Bu tür önlemler başta aileler, okul yönetimi ve polis koordinasyonuyla yapılmalıdır.

Milli Eğitim Bakanlığı okullara İş-Kur aracılığıyla hizmetli istihdamı sağlarken, güvenlik görevlisi için neden bu anlayışta olmadığını anlamış değilim.

Okula gönderilen her çocuk ve her öğretmen devlete birer emanettir. Güvenlik, olay olduktan sonra artırılan devriyelerle değil; olay henüz fikir aşamasındayken yapılan müdahalelerle sağlanır.

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }