Parktaki küçük "torpil": Bir sıra meselesinden öte

Hasret Aksoy'un "Parktaki küçük "torpil": Bir sıra meselesinden öte" başlıklı köşe yazısı

​23 Nisan; çocukların neşesini, eşitliğini ve geleceğin aydınlık yüzünü kutladığımız o özel gündür. Ancak bir parkta, minicik bir tren sırasının önünde yaşananlar, aslında ülkemizin en büyük yaralarından birinin; "hak yeme" kültürünün çocuk parkına kadar sızmış halini yüzümüze bir tokat gibi çarptı.

​Olay çok basit ama bir o kadar da vahimdi! Sırada bekleyen çocukların önüne, başka bir oyuncaktan inen çocuklarını "Biz zaten sıradaydık" yalanıyla yerleştiren bir veli... Arkada dakikalardır hakkını bekleyen miniklerin şaşkın bakışları altında, pişkin bir tavırla söylenen o cümle: "Canım biz zaten sıradaydık."

​Hal diliyle kul hakkı dersi

​Aslında o an sadece bir sıra ihlal edilmedi. Orada bir yetişkin hem kendi çocuklarına hem de başkalarının çocuklarına hayatın en acı ve en yanlış dersini verdi: "Sesin yüksek çıkıyorsa, sınır tanımazsan ve yalan söylersen her şeyi yapabilirsin."

​Bugün parkta bir çocuğun hakkını gasp ederek tren sırasına giren o anlayış; yarın iş hayatında torpil, siyasette rant, toplumda yolsuzluk olarak karşımıza çıkıyor. Küçük yaşta öğretemediğimiz görgü, nezaket ve ahlak kuralları, büyüdüğünde birer karakter zafiyetine dönüşüyor. Çocuklarımıza "kurnaz" olmayı, başkasının hakkına basarak yükselmeyi bir "başarı" gibi sunduğumuzda, aslında kendi geleceğimizi dinamitliyoruz.

​Erdemli insan yetiştirmek normale karşı bir direniştir

​Peki, haksızlığın bu kadar normalleştiği bir ortamda onurlu ve erdemli çocuk yetiştirmeye çalışan ebeveynler ne yapacak? "Herkes yapıyor, biz de yapsak?" mı diyecek?

​Hayır. Aksine, dürüst kalmak bugün her zamankinden daha büyük bir direniştir. Çocuğuna sırasını beklemeyi, dürüstlüğün o oyuncak trenden çok daha kıymetli olduğunu anlatan ebeveynler, aslında yarının adaletli dünyasını inşa ediyorlar. Belki o çocuk o gün trene üç dakika geç biniyor ama hayat yolculuğuna başı dik, onuruyla devam ediyor.

​Eğer bir ülkede parktaki çocukların sırası bile korunamıyorsa, orada sadece bir kural hatası değil, bir vicdan tutulması vardır. Unutmayalım; adalet, bir gün büyük mahkemelerde değil, bugün parkta o sırayı bekleyen çocuğun kalbinde başlar.

​Geleceği, "kurnazlar" değil, hakkı ve adaleti her şeyin üstünde tutan o sessizce sırasını bekleyen çocuklar kurtaracak. Tabii bizler onlara doğru örnek olmaya devam edebilirsek...

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }