Pencere önündeki dünya

Nuray Ertaş Balcı'nın "Pencere önündeki dünya" başlıklı köşe yazısı

Bu evde herkes beni izlediğini sanır. Oysa asıl izleyen benim. Sanıyorum bir yıla yakın zamandır bu evdeyim ve ben bu evin anne kedisiyim. Evde üç küçük benim kadar meraklı, yavrularım kadar yaramaz insan yavrusu var. Onlar sayesinde sıcacık yuvam oldu. İlk başlarda geceleri uyumak için girdiğim ev zamanla dört yavruma da yuva oldu. Beni sadece yedirip içip gönderiyorlardı. Zamanla bir iki kalmaya başladım. Tuvaletim gelince ‘’Miyav miyav’’ diyordum camı, kapıyı açıyorlardı dışarıya gidiyordum. Gel zaman git zaman gönülleri elvermedi beni bırakmaya geceleri de uyumaya başladım gündüzleri de. Dört yavrum da olunca artık bu evin yeni prensesi ben olmuştum. Evin hanımı beni ‘’Yeşil gözlü kızım kızım’’ diye seviyor. Bu da benim çok hoşuma gidiyor. Bize isim koymadılar koyarlarsa yaşamayız diye korkuyorlarmış. Evin hanımı ablasıyla konuşurken duymuştum. Daha öncede bakmışlar kedi ama yaşamamış hasta olmuş ölmüş, köpek boğmuş. O yüzden biz isimsiziz.

Yavrularıma da öyle ilgi var ki bu evden hiç gidesim gelmiyor. Ama konuşuyorlar, duyuyorum onlar beni anlamıyor sanıyorlar ama hissediyorum gitmemizi istiyorlar. Çünkü artık kalabalık olduk, tüylerimiz de dökülüyor. Evin hanımı yoruluyor, istemiyor. Bir yandan da kıyamadığını söylüyor. Tabii ilk zamanlar bebeklerim sadece bir odadaydı şimdi evin her yerindeler. Haliyle tuvalet sorunu oluyor bebeklerim ben gibi dışarı çıkıp eve gelemiyorlar. Birçok kez kum koydular kutulara. Bebeklerim tuvaletlerini bir kuma yaptılarsa beş dışarı yaptılar bende onları öyle görünce bazen dışarı çıkmaya üşendim koy verdim nereye denk geldiyse. Haliyle sabırlarıyla oynadık. Alıştıramadan pes ettiler. Eee tabi bir tane değil iki tane değiliz. Her gün her gece derken baya iş çıkardık onlara. Bir gün büyük oğlan temizledi bir gün evin hanımı bir gün de baba. Tabi her temizlemede hep isyan vardı. “Artık verelim, büyüdüler, yeter, öğrenmiyorlar ev berbat oldu” diye diye birbirlerine kızıyorlardı. Eve gelenlerde ne başımı okşadı ne yavrularımı istedi o zaman anladım ki herkesin kalbinde yerimiz yokmuş. “Ay nasıl bakıyorsun, ay başka işin yok mu” deyip evin hanımını bunalttılar bolca.

Henüz daha hiç dışarıdaki dünyayı da bilmiyorlar yavrularım. Sadece biraz daha büyüdüklerinde cama çıkmaya başladılar. Bambaşka bir hayat daha varmış bunu gördüler ve şimdilik sadece pencere önünde. Ama gün gelecek biliyorum ki bizi bırakacaklar. Evin hanımı ilk başta bir evladımı sahiplendirmeyi düşünüyordu sonra “Onlara kıyamam, ayırmamalıyım” dedi. Çok da iyi düşündü, ben yavrularımdan ayrılmak istemiyorum ki. Zaten dışarıdaki dünya çok zor. Çöpleri karıştırıp yemek bulmaya çalışacağız, arabalar vızır vızır işliyor ezilmemek için ekstra çaba göstereceğiz, bir de sıcacık evimizden yumuşacık yatağımızdan ayrı kalacağız. Zor bir yaşam bizi bekliyor anlayacağınız. Ama bebeklerimi hep içeride tutamayız. Ev güvenli alanımız fakat hayat dışarda da akıyor. Ağaçlara tırmanmayalım mı? Toprağın kokusunu almayalım mı? Fareler, ya onları hiç kovalamazsak onlar hiç kaçmazsa olur muydu? Üç küçük meraklıya gelince benim onlara kocaman sevgim var. Evin babası her gün işe gitmeden önce para bırakıyor bizim için. Yaş mamamızı alıp geliyor ortanca olan. Ödül gibi bir şey öyle alıştık ki her sabah ve akşam yemeğinde hazır yaş mama yemeye dışarıda nasıl yapacağız bilmiyorum. Sadece yaş mama ile de değil tavuklar, sütler, kuru mamalar, yoğurtlar, peynirler, balıklar her şeyden verdiler bize tabii biz en çok tavuk ve yaş mama seviyoruz. Bunu da dışarıda bulamayacağız biliyoruz. Bizi hepsi çok seviyor. Küçüğü sarılıp uyuyor, ortanca kucağında dans ettiriyor, büyük olansa tuvaletimizi temizliyor. Büyük olan sadece tuvaletimizi temizlemiyor, bize odasını açtı odasında rahat edelim diye ışıkları ayarladı, kutu buldu. Tabii daha sonra biz onun yatağına kurulduk. Evin annesi daha önce kedilerden çok korkuyormuş ama sonra o korkusunu yenmiş. Bunu da ortanca oğlunun duasına bağlıyor. Arkadaşlarına anlatırken duydum. Evde kedi beslemek isteyen çocuklarına ve eşine “Hayır olmaz, korkuyorum” diyormuş. Sonra ortanca oğlu “Allah’ım ne olur annem kedilerden korkmasın, evde kedimiz olsun” diye dua etmiş. Nasip olacak ya işte kim bilir belki de o dua sayesinde bu ev yuvamız oldu bizim. Biliyorum ki evleri bahçeli olsa, müsait olsa bizi hiç bırakmayacaklar ama evleri de uygun değil. Evet sokağa bırakmayacaklar belki ama bir gün bu yuvadan ayrılacağız. Ben misafirperverliklerinden ötürü çok teşekkür ediyorum hepsine. Bize yuva oldukları için. Bizi sevdikleri için. Sizlere de şunu diyebilirim ki biz her ne kadar sokak canı olsak ta imkanı olan bizi sevsin yedirsin bize yuva olsun imkanı olmayan zaten yapmıyor ama bari kötü de davranmasın. Merhamet en çok insana yakışır ve buna en çok ihtiyacı olan biz hayvanlarız. Yolunuza bizim gibi canlar çok çıksın dünya da merhamet, sevgi yeşersin…

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }