Piyasa mı gerçekçi, yoksa üretici mi yalnız?

Ayşenur Elmacı'nın "Piyasa mı gerçekçi, yoksa üretici mi yalnız?" başlıklı köşe yazısı

Fındık… Karadeniz’in alın teri, binlerce ailenin geçim kaynağı, ülke ekonomisinin önemli ihracat kalemlerinden biri. Ancak son yıllarda olduğu gibi bu yıl da üretici, emeğinin karşılığını almak yerine piyasanın sert dalgalanmalarıyla baş başa bırakılıyor.

Mart ayının ortasında 250 TL’nin üzerine çıkarak üreticide umut yaratan fiyatlar, ay sonuna gelindiğinde 200 TL bandına geriledi. Üstelik bu düşüş öyle yavaş yavaş değil, adeta bir kırılma şeklinde gerçekleşti. Kısa sürede yaşanan bu sert gerileme, piyasanın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Peki, ne oldu da fiyatlar bu kadar hızlı düştü?

Resmi açıklamalara ve piyasa yorumlarına bakıldığında, bayram öncesi artan satışlar ve zayıflayan talep öne çıkıyor. Ancak burada asıl sorgulanması gereken nokta şu: Her bayram öncesi benzer bir tablo yaşanıyorsa, bu artık “doğal piyasa hareketi” değil, yapısal bir sorun değil midir?

Üretici neden her bayram öncesi aynı döngünün içine giriyor?
Neden fiyatlar yükseldiğinde sürdürülebilir olmuyor, düştüğünde ise hızla taban arıyor?

Giresun’da 260 TL’den 215 TL’ye düşen fiyat, sadece bir ilin verisi değil; aslında tüm piyasanın ne kadar hassas bir denge üzerinde durduğunun göstergesi. Trabzon’dan Sakarya’ya kadar geniş bir bölgede fiyatların 190–215 TL aralığına sıkışması, üreticinin pazarlık gücünün ne kadar zayıf olduğunu da ortaya koyuyor.

Bugün üretici iki seçenek arasında sıkışmış durumda:
Ya elindeki ürünü düşük fiyattan satacak ya da daha da düşer korkusuyla bekleyecek. Her iki durumda da kazananın üretici olmadığı açık.

Asıl mesele ise burada başlıyor.

Fındık gibi stratejik bir üründe fiyatın bu kadar kısa sürede bu denli sert değişmesi, yalnızca arz-talep dengesiyle açıklanamaz. Bu durum, piyasa düzenleyici mekanizmaların yetersizliğini ve üreticinin korunmasız bırakıldığını gösterir. Çünkü gerçek bir piyasa, üreticiyi bu kadar savunmasız bırakmaz.

Bugün 200 TL bandı “yeni denge” olarak sunuluyor. Oysa bu denge, üreticinin maliyetleri, emeği ve beklentileri dikkate alınmadan oluşan bir denge. Yani kağıt üzerinde bir denge var, ama sahada karşılığı tartışmalı.

Gözler şimdi ihracat talebinde. Evet, ihracat artarsa fiyatlar yeniden yukarı yönlü hareket edebilir. Ancak her şeyi dış talebe bağlamak da ayrı bir risk. Çünkü bu, iç piyasada sürdürülebilir bir fiyat politikasının olmadığını gösterir.

Sonuç olarak ortada net bir tablo var:
Fındık üreticisi, emeğinin karşılığını piyasa koşullarına bırakılmış şekilde bekliyor. Ve bu bekleyiş her yıl biraz daha endişeli hale geliyor.

Eğer bu döngü kırılmazsa, sadece fiyatlar değil, üreticinin umudu da düşmeye devam edecek.

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }