Savaş kapımıza dayandı

Uğur Büyük'ün "Savaş kapımıza dayandı" başlıklı köşe yazısı

ABD ve İran arasındaki çatışmanın temel nedenlerini şöyle özetleyebiliriz:

ABD, İran'ın nükleer silah geliştirmesinin Orta Doğu'da büyük bir istikrarsızlığa yol açacağını ve İsrail gibi müttefikleri için doğrudan bir tehdit oluşturacağını savunuyor. Bu yüzden askeri saldırı yerine daha çok ekonomik yaptırımlar ve siber saldırılar (Stuxnet gibi) yoluyla bu süreci durdurmaya çalışıyor.

İran; Irak, Suriye, Lübnan (Hizbullah) ve Yemen'deki (Husiler) grupları destekleyerek bölgede nüfuz sahibi olmaya çalışıyor. ABD ise bu durumu kendi çıkarlarına ve müttefiklerine (Suudi Arabistan, İsrail) bir tehdit olarak görüyor.

ABD bazen "saldırı" olarak nitelendirilen doğrudan askeri hamleler yapabiliyor. Bunun en bilinen örnekleri:

* Kasım Süleymani suikastı (2020): ABD, İranlı General Süleymani'nin Amerikan personeline yönelik saldırılar planladığını iddia ederek onu Bağdat'ta bir hava saldırısıyla hedef aldı.

* Gemi ve İHA gerginlikleri: Basra Körfezi'ndeki petrol tankerlerine yapılan müdahaleler veya düşürülen insansız hava araçları nedeniyle zaman zaman karşılıklı füzeler fırlatılıyor.

Her şey 1979'daki İran İslam Devrimi ve ardından yaşanan ABD Elçiliği rehine krizi ile başladı. O tarihten beri ABD, İran'ı "terörü destekleyen devletler" listesinde tutuyor ve rejim değişikliği veya rejimin davranışlarını değiştirme politikası güdüyor.

Bu haftaki saldırılarda İran’ın Dini Lideri Hamaney öldürüldü. İran televizyonu, ülkenin Genelkurmay Başkanı Abdolrahim Musevi, Devrim Muhafızları Komutanı General Muhammed Pakpur, Hamaney'in kızının, damadının ve torununun da hava saldırılarında hayatını kaybettiğini bildirdi.

Trump, "İran asla nükleer silaha sahip olamaz” dedi. İsrail’in İran’a başlattığı ve ABD’nin de katıldığı askeri operasyon, uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın temel ilkelerinin açık bir ihlalidir. İsrail’in gerekçe olarak kullandığı “Önleyici Savaş” kavramının uluslararası hukukta yeri yoktur. Müzakere süreçleri devam ederken başvurulan bu saldırganlık, bölgesel istikrar için büyük bir tehlike oluşturmuştur.

Sonuç olarak Gazeteci Sayın Nevşin Mengü’nün şu tespitine katılıyorum: “Savaşları başlatmak kolay, bitirmesi zordur. İran ve tüm bölge için en kötü senaryo, savaş sonrası İran'ın Suriye iç savaşı tipi bir iç savaşa sürüklenmesi olur. İran içinde rejime destek az. Çok fazla etnik grup var. Büyük kentlerde daha modern bir yaşam, kırsalda ise çok daha geleneksel bir hayat yaşanıyor.

Yüzölçümü hem büyük hem dağlık hem de çöllerle kaplı. Zengin yer altı kaynakları var.

Bu coğrafyayı bir arada tutabilecek bir ortak ideal, ülkü olmazsa hem İranlılar hem de bölge için felaket olur. İran'ın geleceğine İranlılar karar vermelidir. Türkiye için de hayırlısı budur.”

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }