Sonradan ‘Ah’ dememek için

Sevgili ebeveynler, çokça karşıma çıkan ve yediden yetmişe hemen hemen herkesin bir yerlerden temaslı olduğu bir sosyal ağ olan ‘TikTok’, aslında çok da göründüğü, duyulduğu ve maalesef ki bilindiği gibi değildir.
Kendi sosyal çevremde dahi en az beş paylaşımdan ikisi ‘TikTok’ uygulamasının versiyonları! Elbette saygı duyuyorum. Lakin beni endişeye düşüren ‘çocuklar’. Çocukları ilgilendiren kısımları, sanırım biraz bağıra bağıra söylemek gerekiyor. Ve biliyor muydunuz; düzenli seyredilmesi sonucunda zeka gerilemesine büyük oranda katkı sağlayan bu içeriklerin çoğu, gönüllü olarak çalışan daha ufacık işçiler aracılığıyla üretilmektedir.
Komik olmak için ne yazık ki insanlıktan çıkanlar...
Şöhret kazanmak için karakterini kaybedenler...
Mahremiyet kelimesinin anlamının dışına çıkanlar...
Mahcubiyeti bilmeyip asabiyete neden olanlar...
Ve daha niceleri burada boy, boy sergileniyorlar!
Yapılan bazı raporların sonucunda TikTok uygulamasının çocukların odalarında ki perdeyi çekip çıkardığı net bir şekilde sunulurken, bununla birlikte çocuklarda ar perdesinin de yırtıldığı dile getirilmiştir. Kötülük normalleştirilirken, yeni medya pazarının maskesi altında gizlenen, ahlaksızlık akımı büyümeye devem etmiştir.
Batılı diye adlandırdığımız (beğenmediğimiz) ve aramızda büyük kültürel farklar olmasına rağmen bir çok ülke bu uygulamanın kapatılması için ayaklanmış durumdadır. Bazıları yedi yaşında ki çocuğuna gelen iğrenç mesajları yayınlarken, bazıları da sekiz yaşındaki çocuğuyla buluşmak isteyen yetişkinlerin peşine düşmüş durumda.
Peki bizler neden geleceğimiz olan çocuklara bu kötülüğü yapıyoruz! Günlük hevesler mi ? Ya da günlük sıkılma duygusunu gidermek mi? Belki de ‘aman ne kötülüğü var ki’ diyoruzdur.
Yok!
Biraz durun ve yeniden düşünün derim!
Lakin kullanılan diğer sosyal ağlarda da böyle sorunlar yok mu? Ve sorun sadece TikTok uygulamasına mı özel?
Ah, elbette hayır. Sorun sadece TikTok uygulamasına özel değil, fakat TikTok bu sorunu daha vahim bir düzeye yükseltmiş durumdadır.
Sosyal medya da birçok paylaşımın kısa olma zorundalığı mevcut örneğin TikTok için bu durum; 60 saniyedir. Sosyal medya maalesef ki genç beyinleri kısa düşünmeye zorlarken, düşünmeleri gerekenleri kısa algılara yönlendirmektedir.
Her konuyu alay haline getiren, kısa ve kendilerince ‘özet’ gibi atfedilen olaylar karşında algılarını daraltan beyinler, zamanla durgunlaşmaya başlıyor.
Bu durağan beyinlere dönüşen bireyler, toplumun bir parçasını yani genç bireyleri bu şekilde oluştururken, toplumsal sorunlardan kaçınmak mümkün olabilir mi?
İfade özgürlüğüne veya fikirlere herhangi bir yasak ya da kısıtlama getirilmesine elbette karşıyım, lakin bu tür sosyal medyalar toplumun ana yapısının çürümesine sebebiyet verecekler ise ya kontrol altına alınmalı ya da denetime tabi olmalıdırlar.
Beyni durgunlaşan, alaycı, kısa ve az düşünen beyinler, gelecek kuşağa ‘Ah, yazık oldu gençliğime’ dedirtmeden, ebeveynler olarak tavrınızı ortaya koymalısınız.