Yaşadığımız çağın en büyük nimetlerinden biri teknoloji, en büyük imtihanlarından biri ise teknolojiyi doğru kullanabilmektir. Telefonlarımız sayesinde saniyeler içinde dünyanın bir ucuyla iletişim kurabiliyor, bilgiye kolayca ulaşabiliyoruz. Ancak kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Telefonu biz mi kullanıyoruz, yoksa telefon mu bizi kullanıyor?
Bugün birçok insan sabah gözünü açar açmaz ilk olarak telefonuna bakıyor. Gece uyumadan önce son baktığı şey de yine telefonu oluyor. Ailesine ayırmadığı zamanı ekrana ayırıyor, Kur’an okumaya vakit bulamıyor ama saatlerce sosyal medyada dolaşabiliyor. Oysa ömür dediğimiz sermaye her geçen saniye tükeniyor.
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” (Asr Suresi)
Demek ki boşa geçirilen her vakit, aslında geri gelmeyecek büyük bir kayıptır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur:
“İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmez: Sağlık ve boş vakit.” (Buhari)
Bugün telefonlarımız bize faydalı bilgiler de sunabilir, günahlara da sürükleyebilir. Hangi kapıyı açacağımıza biz karar veririz. Eğer telefonumuz Kur’an dinlememize, ilmimizi artırmamıza, anne babamızın halini sormamıza ve hayırlı paylaşımlar yapmamıza vesile oluyorsa büyük bir nimettir. Fakat bizi namazdan alıkoyuyor, ailemizden uzaklaştırıyor, dedikoduya, israfa ve zaman kaybına sürüklüyorsa o zaman bu nimeti doğru kullanmıyoruz demektir.
Bugün birçok evde aynı manzara yaşanıyor. Aynı odada bulunan insanlar birbirleriyle konuşmak yerine telefon ekranına bakıyor. Sofralarda bereketi azaltan şey çoğu zaman yemeğin azlığı değil, muhabbetin yokluğudur.
Unutmayalım ki çocuklarımız bizim söylediklerimizden çok yaptıklarımızı örnek alırlar. Eğer biz sürekli telefonla meşgul olursak, onlardan kitap okumalarını veya ibadetlerini aksatmamalarını istememiz yeterli olmayacaktır.
Teknolojiyi hayatımızın efendisi değil, hizmetkârı yapmalıyız. Telefon cebimizde dursun; gönlümüzde yer etmesin. Kalbimizi meşgul eden ekranlar değil, Allah’ın rızası olsun.
Geliniz bugün küçük bir karar alalım. Telefonumuza ayırdığımız zamanın bir kısmını Kur’an okumaya, ailemizle sohbet etmeye, anne babamızı aramaya, çocuklarımızla vakit geçirmeye ve Rabbimizi zikretmeye ayıralım. Göreceğiz ki huzur, ekranda değil; Allah’a yakın olmaktadır.
Rabbimiz bizlere zamanı bereketli kullanmayı, teknolojiyi hayra vesile kılmayı ve hiçbir nimetin esiri olmadan kulluğumuzu en güzel şekilde yaşamayı nasip eylesin.