Bu yıl fındık üreticisi büyük bir şok yaşadı. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre kilogram başına alım fiyatını Giresun kalite için 255 TL, Levant kalite için ise 250 TL olarak açıkladı. (Burada zirai stopaj, hizmet bedeli ve KDV kesinti toplamı 7,5 TL'yi de katarsak 242,5 TL'ye düşer) Ancak serbest piyasadaki alımlar 160-165 TL bandında seyrediyor.
Fındık üreticilerinin ortaklığıyla kurulan FİSKOBİRLİK ise kilogram fiyatını ortak üreticiler için 195 TL, ortağı olmayan üreticiler için 185 TL olarak belirledi.
FİSKOBİRLİK’in serbest piyasanın 25-30 TL üzerinde fiyat vermesi ve alım bedellerini 3 gün içinde hesaplara yatırması ilk bakışta olumlu bir adım gibi görülebilir. Fakat TMO’nun belirlediği taban fiyatın yaklaşık 60 TL altında alım yapması oldukça düşündürücüdür. Kaldı ki TMO, geçen yıl alım fiyatını Giresun kalite için 205 TL, Levant kalite için 200 TL olarak açıklamıştı.
Bu durum karşısında üretici haklı olarak şu soruları soruyor:
TMO geçen yıla göre fiyatları yaklaşık yüzde 25 artırarak 250-255 TL seviyesine çıkarmışken; fındık üreticisinin temsilcisi konumundaki FİSKOBİRLİK nasıl oluyor da TMO'nun bu kadar altında alım yapabiliyor?
Geçen yıla kıyasla ilaç, tırpan, işçilik ve gübre maliyetleri yüzde 50 civarında artmış, mazot fiyatındaki artış yüzde 65'i aşmışken fındık alım fiyatının reel olarak gerilemesi nasıl açıklanabilir?
Yaşanan bu süreç, piyasayı domine eden tekelci küresel firmalara ve büyük tüccarlara teslim olunduğunun bir göstergesi değil midir?
Peki, devlet kurumu olan TMO ile üretici birliği olan FİSKOBİRLİK, fındık fiyatlarını olumlu yönde etkileyecek adımlar atarak piyasada yapıcı bir regülatör görevi göremez mi?
İstenirse, üreticiyi korumak adına bu adımlar rahatlıkla atılabilir.
Dürüst konuşmak gerekirse; bu yılın sonunda bir genel seçim olsaydı, fındık fiyatı bu seviyelerde kalır mıydı?
Bu noktada FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ın konumuna da değinmek gerekiyor.
Sayın Bayraktar, mevcut durumda iki önemli görev yürütüyor:
Bir yanda üreticinin temsilcisi olan FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanlığı, diğer yanda iktidar partisinin Sakarya Milletvekilliği. Böyle bir tablo karşısında sormak gerekiyor: İki ayrı şapkası bulunan bir isim, üreticinin hakkını mı savunacak yoksa hükümet politikalarını mı kollayacak?
Özetle tüm bu süreç, hükümetin yürüttüğü serbest piyasa politikalarının bir sonucudur. Üreticinin uğradığı zarar ve yükselen tepkiler dikkate alındığında, tablonun özeti tek bir soruda birleşiyor:
"TMO ile FİSKOBİRLİK kimden yana?"