Türkü yine o türkü

Uğur Büyük'ün "Türkü yine o türkü" başlıklı köşe yazısı

14 Mayıs 1950 seçim sonuçları 27 yıllık CHP iktidarının sona erdiğinin ilanıydı. Liste usulü çoğunluk sisteminin uygulandığı seçimlerde oyların yaklaşık yüzde 55'ini alan Demokrat Parti kazandığı 408 milletvekilliğiyle TBMM'deki sandalye sayısının yaklaşık yüzde 85'ini elde etti. CHP ise yüzde 39 oy oranı ile yalnızca 69 milletvekilliği alabilmişti.

Demokrat Parti, 3 Eylül 1950 yılında yapılan yerel seçimlerde 600 CHP'li belediyenin 560'ını aldı. Artık yerelde de kontrolü tamamen eline almış oldu.

Demokrat Parti, CHP'nin genel merkez binasına el koydu. Ardından CHP'nim tüm mal varlığının hazineye devredilmesini istedi. Millet Partisi kapatıldı. Meclis'de İnönü konuşma yaparken DP'lilerin sataşması üzerine "Tarih kürsüsünden halinizi seyrediyorum, suçluların telaşı içindesiniz. Işıktan korkuyorsunuz" dedi ve salonu terk etti tabi arkasından bütün CHP Grubu da. Bunların üstüne DP meclisten bir karar ile CHP'nin yayın organı Ulus Gazetesine de el koydu.

1954 Seçimlerinde Demokrat Parti, Türk Siyasi Tarihinin en yüksek oy oranını alarak iktidarını sürdürdü. DP yüzde 56 oy oranını geçti.

Menderes kendine oy vermeyen illere ceza kesmeye başladı. Malatya ikiye bölündü yarısı Adıyaman oldu ardından Kırşehir ilçe yapıldı. Radyo siyasi partilere kapatıldı. Memurların siyasi hakları kısıtlandı. Yargıçların ve profesörlerin erken emekliye sevk edilebilmelerinin yasalaştı. Memurların işten el çektirebilmelerinin yolu açıldı. Bu kanunları eleştiren basın organlarına ve gazetecilere para cezası ve hapis cezaları verildi. Menderes artık her kürsüye çıktığında İnönü hakkında devlet adamlığına yakışmayacak üslupta ifadeler kullanmaya başlamıştı.

Demokrat Parti kendi içinde çatırdamaya başlamıştı. Bazı bakanlar hakkında yolsuzluk dedikoduları artınca DP'li 11 genç milletvekili konunun araştırılması için önerge sundular. Bu önergeye imza atan toplam 19 milletvekili partiden ihraç edildi. Ayrılanlar Hürriyet Partisi’ni kurdular.

DP’de tarihe geçen bir Grup toplantısı yaşandı. Milletvekilleri hükümeti yerden yere vuruyordu. Ticaret Bakanı istifa etti ardından Maliye Bakanı Hasan Polatkan istifa etti, vekiller Zorlu istifa diye bağırdılar Fatin Rüştü Zorlu'da istifa etti. Grup üyeleri istifaları alkışlarla karşılıyordu. Menderes toplantıya ara vererek Kabinesi ile toplantı yaptı ve tüm bakanlar istifa etti. Menderes koltuğunu kurtarmıştı fakat kabinesini komple kaybetmişti.

Fuat Köprülü bu olaylar üzerine Menderes'i ağır bir şekilde eleştirerek kurucusu olduğu partiden istifa etti. Köprülü: "Kurucusu olduğum partiyi artık tanıyamıyorum. Adnan Menderes'i devirmek için iş birliği yapmak herkesin vatan borcudur" dedi.

1956 yılından itibaren Demokrat Parti bir baskı dönemi başlattı. 23 yargıç bir gecede emekliye sevk edildi. Basın Yasası çıkarıldı ve basın susturulmaya başlandı. Son 4 yılda 238 gazeteci cezaevine atıldı. Toplantı ve gösteri yasası çıkarıldı. Artık gösteri yapanlara silahla müdahale edilebiliyordu. CHP'nin Genel Sekreteri Kasım Gülek miting yapmak için gittiği Sinop’ta tutuklandı ve 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Ülkenin tablosu yokluk ve yoksulluktu. Kesilen krediler, ağırlaşan borç ödemeleri, eriyen döviz rezervi ekonomiyi soluksuz bıraktı. Milli gelir düşmüş, enflasyon artmıştı. Seçim sonunda Menderes devalüasyon kararı aldı. Dolar 2,80 liradan 9 liraya çıktı. Halk hayat pahalılığı karşısında eziliyordu.

Biz günümüzde CHP’ye ve İmamoğlu’na karşı yapılan sistemli bu saldırıyı 75 yıl önce gene yaşamıştık. Kişiler, partiler değişmiş ama film değişmemiş. Neyzen Tevfik’in şu dizeleri aklıma geldi:

“Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,

Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti!”

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }