Hayat bana hiç aşk acısı için izin vermedi. Aşka olan inancımı almadı. O yüzden aptal bir adamı sevemem.
Geçmişten kalan bir gölge ile savaşmam. Beni bilirsiniz; geçmişten geleni geleceğime yıldızlamam. Şimdilerde vazgeçmeyi öğrenen bir kadınım.
Umarım vazgeçtiğim adam tekrar aşık olabilir, o özlediğine kavuşur. Sevilmek ve sevmek iyileştirir, hatta güçlendirir.
Başka bir kadının gölgesi ile savaşmak beni zehirler.
Bu hayatta “sanmak” duygusu çok ağır; insana kendini çirkin hissettirir, hatta kurutur her şeyi. Aynadaki kadın biliyor ne yapacağımı.
“Sürekli terk edilen olmak mıydı? Sadece hak etmek miydi bunca acıyı?”
Peki, ne yapmıştım?
O sahilde yürüyüş yaparken asla sana kendimi anlatamayacağım. Çünkü sen hala aptal gibi o gölgeye aşıksın. Affetmeyi gururuna yediremediğin için bana geldi ve “Bu kız nasılsa aptal, iki ilgime düşer, egomu yükseltir” dedin belki de. Kıskandırmak eylemi için bana geldin; nasılsa uzun süredir bu şehirde değil, kimse onu tanımaz dedin.
Peki arkamdan ne kadar güldün, hatta ne kadar dalga geçtin? Hem bana kaba davranma hakkın yoktu. Şunu unutmuştun: Ben değiştim. Kırılsam da vazgeçebilirim ve geçtim de.
Umarım o gölgene kavuşursun.
“Yazıma kendi duygularımı karıştırmamalıydım ama işte, şair hiç üzülmediği için yazı duygusuz kalacaktı.”