Vuslat

Nuray Ertaş Balcı'nın "Vuslat" başlıklı köşe yazısı

Onca yıl evlat aşkıyla yanıp tutuşmuş biri olarak “vuslatı” yazmak benim payıma düştü. Ne kadar da manidar! Onca yıl babasıyla aynı evi paylaşıp bir akşam yemeğini huzurla yemeğe hasret bir evlat olarak vuslatı en iyi ben bilirim desem mübalağa olmaz aslında! Onca yıl emek verdim ama yarı yolda kaldım. Yarım bırakılmış biri olarak hayal kırıklığının en uç noktasını gördüm. Vuslatı tadamamış olmanın eksikliği içimde bir ömür sürecek. Bu satırları yazmam da bu yüzden tesadüf değil. İşte böyle acıyla, özlemle…

Hayat boyu kimi sağlığına, kimi hayaline, işine, evine, Rabbine kavuşmayı bekler. Ne zordur bu bekleyişler ne kadar acıdır ne çok sabır ister ah! Ama eğer ki o zorlukları geçip sabırla bekleyebilirsek kalp mutmain olursa hasret ateşi söner, zaman durur, ruh yeniden doğar, onca bekleyişin meyvesini toplar, insan ödülünü alır. Dua, yalvarışların şükürle taçlandığı andır vuslat. Kulun secdede gözyaşlarına boğulup avucuna sakladığı aminlere ulaşması gibi. Vuslat, insana özgü değildir ki sadece; bazen bir çiçeğin toprağa ekilmesidir, toprak onu saklar, korur çiçek de sabırla bekler. Vuslat bazen bir güneş tutulmasını anlatır, bana mutluluk olur ama geçmiş ayrılıkların, zorlukların karanlık gölgesi de var der gibi. Vuslat, bazen bir kulun kalbinin hakikate ulaşmasıdır. Yunus Emre, Şemsi, Fuzuli gibi…

Yağmurun toprağa kavuşmasındaki sevinçtir vuslat. Susuzluktan çatlamış damar damar yol olmuş toprağın sevincidir! Yelkovan ve akrebin birleşmesidir vuslat. Bazen de sadece andır, sadece an! Hiçbir düşünce kalmaz geriye mutluluktan sevinçten başka. Bazen burnunun direğinin sızlamasının durmasıdır, bazen eksik olan yanının tamamlanmasıdır ve bazen de vuslat bekleyişin adıdır.

{ "vars": { "account": "G-YL44BW7VWJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }