Saadet Partisi Karasu İlçe Sivil Toplum Kuruluşu ve Halkla İlişkiler Başkanı Mustafa Koçman, basın açıklamasında bulundu. Koçman, yaşananları yalnızca siyasi bir eleştiri olarak görmenin yetersiz olacağını belirterek, “Bu durum aynı zamanda derinleşen bir toplumsal yaranın teşhisidir” dedi. Okulların sevgi ve bilginin harmanlandığı güvenli alanlar olması gerektiğini vurgulayan Koçman, son olayların bu anlayışı sarstığını ifade etti. Koçman açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
TOPLUMSAL YARANIN TEŞHİSİ
“Eğitim kurumları, bir milletin geleceğinin inşa edildiği, sevgi ve bilginin harmanlandığı en güvenli limanlar olmalıdır. Ancak son günlerde Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde ve ardından Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırılar, bu güvenli limanların fırtınaya tutulduğunu acı bir şekilde göstermiştir. Bu sadece siyasi bir eleştiri değil, aynı zamanda derinleşen toplumsal bir yaranın teşhisidir. Saldırıların ardı ardına gelmesi, tesadüfi bir güvenlik açığından ziyade sistemik bir soruna işaret etmektedir. Makam odalarını koruyan imkanların binde birinin okullar için kullanılmaması yönündeki eleştirisi, devletin koruma önceliklerinin sorgulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
GÜVENLİK ZAYIFLIĞININ KANITI
Eğer bir ülkede kamu binaları yüksek güvenlik önlemleriyle tahkim edilirken, geleceğimizin teminatı olan çocuklar kurşun sesleri arasında ders yapmaya zorlanıyorsa, burada ciddi bir yönetimsel ve ahlaki boşluk var demektir. Meselenin bir diğer yakıcı boyutu ise bireysel silahlanmanın ulaştığı korkunç boyuttur. Bir gencin bir tüfeğe; bir kitaba veya bir ilaca ulaşmaktan daha kolay erişebiliyor olması, toplumsal huzurun önündeki en büyük engeldir. Sosyal medya üzerinden açıkça tehditler savuran bir saldırganın okul basabilmesi, denetim mekanizmalarının işlevsizliğini ve önleyici güvenlik anlayışının zayıflığını kanıtlamaktadır. Bu durum, sadece fiziksel bir saldırı değil, aynı zamanda toplumun huzur ve güven duygusuna indirilmiş ağır bir darbedir.
ÇÜRÜME UYARISI VERİYOR
Okullar, siyasi çekişmelerin veya bireysel şiddetin sahnesi olamaz. Çocuklarımızın sıralarda kalem tutması gereken ellerinin korkuyla titremesi, tüm toplumun ortak utancıdır. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşananlar bizlere ‘çürüme’ uyarısı vermektedir. Bu çürümeyi durdurmanın yolu, sadece okul kapılarına kilit vurmak değil; adaleti, denetimi ve eğitimi yeniden tesis etmektir. Devletin asli görevi, en küçük ferdinden en üst makamına kadar her vatandaşının can güvenliğini pazarlıksız sağlamaktır. Okullarımız yeniden huzur bahçesi olana dek, bu güvenlik zafiyetlerinin takipçisi olmak her duyarlı vatandaşın ve kurumun sorumluluğundadır.”