Müftü Günay’dan vefa çağrısı

1 - 7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla Karasu İlçe Müftüsü Bektaş Günay, bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamasına vefaya vurgu yapan Günay, sahabe Ebu Zer’in hayatından bir kesit aktardı. Günay, 4 Ekim Pazartesi günü gerçekleştirilecek olan kan bağışı kampanyasına da destek çağrısında bulundu.

Müftü Günay’dan vefa çağrısı

-

KARASU MÜFTÜBEKTAŞ GÜNAY'DAN VEFA ÇAĞRISI (izle):

...

Karasu İlçe Müftüsü Bektaş Günay, 1 - 7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi. 2021 yılının konusunun ‘Vefa’ olarak belirlendiğini vurgulayan Müftü Günay, sahabe Ebu Zer’in hayatından bir kıssayı anlattı.

Açıklamasına Hz. Mevlana’nın ‘Dostlarını daima vefa ile hatırla Can! Arayan Sen ol, bulan Sen! Tanıyan Sen ol! Kucaklayan yine sen! Kula vefası olmayanın, Hakka vefası olmaz’ sözleriyle başlayan Bektaş Günay, sözlerine şöyle devam etti:

Enes b. Mâlik şöyle demiştir: “Allah"ın Peygamberi (sav) bize hutbe verdiği zaman mutlaka şöyle buyururdu: "Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur; ahde vefa göstermeyenin ise dini yoktur.”

Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girer, derler ki,

Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.

Bu söz üzerine Hz. Ömer, suçlanan gence dönerek; "Söyledikleri doğru mu?" diye sorar.

Suçlanan genç "Evet doğru" der. Bu söz üzerine Hz. Ömer, "Anlat bakalım nasıl oldu?" diye sorar. Bunun üzerine genç anlatmaya başlar, der ki;

Ben bulunduğum yerde hali vakti yerinde olan bir insanım. Ailemle beraber gezmeye çıktık. Kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki gören bir defa daha bakıyor. Hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım. Arkadaşların babası içerden hışımla çıktı, atıma bir taş attı, atım oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi. Ben de bir taş attım babası öldü. Kaçmak istedim, fakat maktulün çocukları beni yakaladı. Durum bundan ibaret. Bu söz üzerine, Hz. Ömer, "Söyleyecek bir şey yok bu suçun cezası idam, madem suçunu da kabul ettin" der.

Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:

- Efendim bir özrüm var, ben memleketinde zengin bir insanım. Babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı. Buraya gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için, Allah indinde sorumlu olursunuz. Bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim. Bu üç gün için de yerime birini bulurum" der.

Hz. Ömer dayanamaz der ki:

- Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?

Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar der ki:

- Bu zat benim yerime kalır. O zat, Hz. Peygamberin en iyi arkadaşlarından, Ebu Zer'den başkası değildir.

Hz. Ömer Ebu Zer'e dönerek, "Ey Ebu Zer delikanlıyı duydun" der. O yüce sahabe "Evet, ben kefilim" der ve genç adam serbest bırakılır.

Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur. Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çıkarak gencin gelmeyeceğini, dolayısıyla Ebu Zer'e verilecek idamın yerine, maktulün diyetinin verilmesini teklif ederler.

Fakat gençler razı olmaz ve "Babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz" derler. Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir ve der ki;

"Bu kefil babam olsa fark etmez, cezayı infaz ederim. Ebu Zer ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki; "Biz de sözümüzün arkasındayız"

Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.

Hz. Ömer gence dönerek der ki:

-Evladım gelmeme gibi önemli bir fırsatın vardı neden geldin. Genç vakurla başını kaldırır:

-Ahde vefasızlık etti demeyesiniz diye geldim, der.

Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Ebu Zer'e der ki, "Ey Ebu Zer! sen bu delikanlıyı tanımıyorsun, nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?"

Ebu Zer ise, "Bu kadar insanın içerisinden beni seçti, insanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim" der.

Sıra davacı gençlere gelir ve "Biz, bu davadan vazgeçiyoruz" derler. Bu sözün üzerine Hz. Ömer şöyle sorar:

"Ne oldu biraz evvel, ‘Babamızın kanı yerde kalmasın’ diyordunuz. Ne oldu da vazgeçiyorsunuz?" Gençlerin cevabı muhteşemdir:

-‘Merhametsiz insan kalmadı’ demeyesiniz, diye.

Ana-babaya vefa. akrabalara vefa, bizi yetiştiren hocalarımıza, öğretmenlerimize vefa. Arkadaşlarımıza vefa. Yetime, darda kalana vefa. Beli bükülmüş, saçları ağarmış ninelerimize vefa.

Son olarak, devletimizin bekası için; canla başla cennet vatanımızı koruyan her kademedeki güvenlik güçlerimize vefa, şehit ve gazilerimize vefa, eşlerimize vefa.

4 Ekim Atatürk Bulvarında saat 10:00’da kan bağışımız olacaktır.

KarasuHaberleri.com - Esra Angün'ün haberi

Güncelleme Tarihi: 02 Ekim 2021, 13:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER