Aybüke Yıldız'ın "Haykırdık, d-u-y-m-a-d-ı-n-z" başlıklı köşe yazısı

Seni sevdiğimi hissettiğim anlar şiirlerime bulaşıyor. Kokunu ve sesini kalbim ezberlediği için unuttum ama aklım ise gözlerini hep anımsıyor.
Aşkı sevmek...

Bazen güzel şeyleri kaleme almak istiyorum ama acı gerçekler asla vicdanımı rahat bırakmıyor. Eksikler, hatta görmezden gelinen çiçeklerin yakılması affedilemez.

Yağmur öğretir çiçeklere zarafeti; ama asıl toprağın görevidir saygıyı ve sevmeyi öğretmek.

Aslında yazdığım şey çok şiirsel değil mi? ama sadece kelimelere bir kılıf sunarak yazdığımda herkes gerçekten okumaya karar veriyor.

Bağıra bağıra söylediğimiz acı gerçekler asla duyulmuyor. Şiir ve aşk ile devam edemem bu yazıya, çünkü kelimelerimi yaktım. Bana öğrettiği her harf için saygı duyduğum insana karanlık kusanlara tahammül edemiyorum.

Neden son nesil olarak sokakta son kez rahat rahat saklambaç oynayabildik? Neden çocuklar sokakta koşturamıyor artık? Bu dünyada neden kadın, çocuk, hayvan, doğa ve öğretmen olmak çok zor?

Zamanında bağırarak söylediğimizde, sözde o kara kargalar inanmadı; kağıtlara bilmediğimiz terimler yazıp konuyu kapattı.

Umarım herkes kalbinin ekmeğini yer. Ben çoktan ahımı teslim ettim.

Çocukları koruyun. Biz kadınlar bir şekilde savaşmaya çalışıyoruz ama onlar daha çok küçük.