Remzi Akbaş’ın haberi…
Kurban Bayramı, yardımlaşma ve fedakarlık gibi manevi değerlerin zirveye ulaştığı bir dönemdir. Ancak son yıllarda bu kutsal ibadetin etrafında şekillenen ekonomik döngü, "İbadet mi, ticaret mi?" sorusunu beraberinde getiriyor. Halk arasında sıkça duyulan "Sevabı vatandaş, parayı kasap kazanıyor" sözü, bayramın manevi iklimi ile piyasanın sert gerçekleri arasındaki çelişkiyi özetliyor. Vatandaş, dini bir vecibeyi yerine getirmek için bütçesini zorlarken; kasaplar ve kesim merkezleri için bu süreç, yılın en kârlı "hasat mevsimine" dönüşmüş durumda.
VERGİSİZ KAZANÇ SAĞLANIYOR
Eskiden mahalle kasaplarının yardımcı olduğu kurban kesimleri, artık yerini profesyonel (!) kesim ekiplerine bıraktı. Belediyelerin belirlediği merkezlerde teknolojinin de verdiği olanaklarla görülen bu talep artışı, sadece ehliyetli kasapları değil, eline bıçak alan her fırsatçıyı da sahaya sürdü. Kesim, yüzme ve pay etme işlemleri için talep edilen ücretler, bayramın manevi ruhundan ziyade serbest piyasanın acımasız kurallarına göre belirleniyor. Kısa sürede elde edilen bu yüksek meblağlar, genellikle herhangi bir denetime veya vergiye tabi olmadan "bayram harçlığı" adı altında sermayeye ekleniyor.
VEKALET TALEBİ ARTIYOR
Vatandaş için kurban; paylaşmak, ihtiyaç sahibine ulaşmak ve arınmak demektir. Ancak artan hayvan fiyatlarının üzerine eklenen yüksek kesim ve işleme maliyetleri, orta gelirli bir ailenin ibadetini yerine getirmesini giderek zorlaştırıyor. Kurban Bayramı’nın "et bayramı"na dönüşmesi riski, en çok ticari kaygıların ibadetin önüne geçtiği anlarda belirginleşiyor. Marketlerin, vakıfların ve özel kesim hanelerin sunduğu "vekaletle kurban" sistemleri kolaylık sağlasa da, bu sistemin tamamen bir kâr-zarar hesabına indirgenmesi, kurbanın özündeki "yakınlaşma" (kurbiyet) anlamını zedeliyor. Ancak buna rağmen çoğu vatandaşın daha uygun olmasından dolayı vekalet kurban kesimine yöneldikleri belirtiliyor.
KASAPTAKİ İLE KURBANLIK ET FİYATI ARASINDAKİ FARK
Ticaretin olduğu yerde kâr amacı gütmek doğaldır; ancak söz konusu olan dini bir vecibe olduğunda, bu ticaretin etik ve makul sınırlar içinde kalması gerekir. Kasapta kilosu 900 TL'den satılan et kurban kesiminde canlı kilo olarak belirleniyor. Yani kurbanlık etin kilosu kasap fiyatının çok üzerine çıkıyor. Unutulmamalıdır ki; kurbanın kanı toprağa düştüğünde geriye kalan şey kasabın cebindeki para değil, vatandaşın niyetindeki samimiyet olmalıdır. Paranın sevabın önüne geçtiği her senaryo, bayramın toplumsal dayanışma ruhundan bir parça koparmaktadır.









