Yeniden Refah Partisi Karasu İlçe Teşkilatı Siyasi İşler Başkanı Hakan Kuruoğlu, Türkiye’nin fındık politikasına yönelik yazılı basın açıklamasında bulundu. Kuruoğlu açıklamasında, Türkiye’nin fındığı hala ham madde olarak ihraç ettiğini belirterek, “Biz fındığı sadece kırıp satıyoruz. Oysa yapılması gereken fındığı atomlarına ayırana kadar işlemek, katma değer üretmektir” dedi. Kuruoğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

FİYATI BORSALAR DEĞİL, ALIN TERİ BELİRLEMELİ

“Fındığın kabuğundan savunma sanayiine filtre üreten, yağından ilaç geliştiren, içinden dünya markası çikolatalar çıkaran bir Türkiye mümkündür. Böyle bir Türkiye’de fındığın fiyatını Londra ya da Hamburg borsaları değil; bu topraklarda dökülen alın teri, üretilen bilgi ve yaratılan katma değer belirler. Merhum Prof.Dr.Necmettin Erbakan’ın yıllar önce söylediği gibi; ‘Fındık İsrail’de üretiliyor olsaydı, eczanelerde taneyle satılırdı.’ Bu söz, bir abartı değil; vizyon eksikliğine tutulmuş bir aynadır. Bugün geldiğimiz noktada fındık hala stratejik bir ürün olarak değil, ihracat rakamlarını makyajlayan sıradan bir tarım ürünü gibi ele alınmaktadır.

GEÇ VE YETERSİZ MÜDAHALE

Mevcut hükümetin fındık politikası, sahadaki reel gerçeklerden uzaktır. Açıklanan taban fiyatlar, artan girdi maliyetleri karşısında üreticiyi koruyamamaktadır. Gübre, mazot, işçilik ve bakım maliyetleri katlanırken; üretici ya zararına satışa zorlanmakta ya da bahçesini terk etme noktasına sürüklenmektedir. Fiskobirlik’in etkisizleştirilmesi, TMO’nun geç ve yetersiz müdahaleleri, çok uluslu alıcı firmaların piyasa üzerindeki fiili hakimiyetini daha da güçlendirmiştir.

ÜRETEN KAZANAMIYOR

Sonuç açıktır. Üreten kazanamıyor, aracılar ve yabancı sanayi kazanıyor. Türkiye fındıkta dünya lideri ama fiyat belirleyici değildir. İşte asıl çelişki buradadır. Biz bu düzeni kabul etmiyoruz. Çünkü mesele sadece fındık meselesi değil; emek, bağımsızlık ve gelecek meselesidir. Fındık bizimdir, emek bizimdir. güç bizimdir, gelecek bizimdir. Artık fındığı ham madde olarak satan değil; teknolojisini, markasını ve fiyatını belirleyen bir Türkiye’yi konuşmak zorundayız. Aksi halde her hasat sezonu, üretici için yeni bir hayal kırıklığı olmaya devam edecektir."