Nuray Ertaş Balcı'nın "Oyuncak bebek" başlıklı köşe yazısı

Yıllardır içimde dert olan, eksik parçam, oyuncak bebeğim… Bunu ancak yaşayan bilir! Ne kadar istesem de olmadı, alamadık çocukken bir bebek. Bende tülbentten bebek yapar oynardım. Ama uzun süredir düşünüyordum karar verdim kendime oyuncak bebek almaya. O gün bugün! Geç kaldığım şeyi tamamladım. Kendime oyuncak bebek aldım. O an içimdeki o eksik kalan küçük masum kız çocuğunu sevindirdim.

Büyümek, yetişkin olmak çocukluğunu inkar etmek değil. Güçlü olmak içindeki çocuğu susturmak, bastırmak değil! Tam tersine; onu duymak, onu görmek, onu mutlu etmek, onu tamamlamakmış.

Bugün içimdeki kız çocuğuna seni eksik bıraktığım için özür dilerim dedim. Sen bunu çoktan hak ediyordun dedim. Böylece bir yara daha kapandı! Bunu kimseden beklemedim.

Bazen bir bebek bir oyuncağın çok ötesindedir. Bir kabulleniş bir fark ediş bir tamamlanmadır! Siz de içinizdeki çocuğu duyun, görün, iyileştirin! Ona sahip çıkın.

Yıllar geçse de o hala sizinle. İçinizde. Belki o yıllar geri gelmeyecek ama bir yerlerde eksik olan bir şeyler tamamlanacak! Ona seni görüyorum, senin yanındayım, seni önemsiyorum demenizin en güzel yanı bugünün sağlıklı yetişkinleri demek. Daha güçlü, daha mutlu, birey demektir.

Benimle aynı hisleri taşıyan yakın arkadaşıma da alıp hediye ettim. Evet o bir yetişkin, kocaman kadın, küçücük oyuncak bebek hediye edilir mi demedim. Çünkü, ben onun gözlerinde tanıdık küçük kız çocuğunu gördüm. Yalnız değilsin dedim. Hediyesini verirken acısını da eksikliğini de mutluluğunu da kucakladım!

Bir yerlerde aynı duyguları yaşayan binlerce insanız. Önce kendimize sonra da başkalarına iyi gelmek dileğiyle…