Ali Keskinsoy'un "Beğenilmek için yaşarken kendimizi kaybetmeyelim" başlıklı köşe yazısı
Bugün hayatımızın önemli bir bölümünü insanların bizi nasıl gördüğünü düşünerek geçiriyoruz. Nasıl giyinmeliyim? Ne paylaşmalıyım? İnsanlar benim hakkımda ne düşünür? Kaç kişi beğendi? Kaç kişi yorum yaptı? Acaba beni takdir ettiler mi?
Bazen farkında olmadan hayatımızı insanların beğenisine göre şekillendiriyoruz. Oysa insan herkesi memnun edemez. Birilerini memnun etmeye çalışırken de en büyük kaybımız kendimiz olabiliriz.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“De ki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi Allah içindir.” (En‘am, 162)
Bu ayet bize çok önemli bir ölçü veriyor: Hayatımız kimin için?
İnsanların beğenisi için mi, yoksa Allah’ın rızası için mi?
Elbette insan toplum içinde yaşar. İnsanların hakkına, hukukuna ve düşüncelerine saygı göstermek gerekir. Fakat Allah’ın rızasına aykırı bir şeyi sırf insanlar beğensin diye yapmak, insanın kendisine yapabileceği en büyük haksızlıklardan biridir.
Bugün sosyal medya bunun en açık örneklerinden biridir. Bir fotoğraf paylaşılır, beğeni beklenir. Bir söz yazılır, yorum beklenir. Bir iyilik yapılır, görülmesi istenir. Hatta bazen ibadetlerimizi bile insanların görmesine göre şekillendirme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
“Ameller niyetlere göredir.” (Buhari, Bed’ü’l-vahy, 1)
Demek ki yaptığımız iş kadar, onu hangi niyetle yaptığımız da önemlidir.
Bir insan iyilik yapıyorsa Allah rızası için yapsın. Birine yardım ediyorsa karşılığında teşekkür beklemeden yapsın. Bir ibadet yapıyorsa insanların “Ne güzel insan!” demesi için değil, “Rabbim benden razı olsun” diye yapsın.
Çünkü insanların alkışı bugün vardır, yarın yoktur. Sosyal medyadaki beğeni bugün gelir, yarın unutulur. Fakat Allah’ın rızası kalıcıdır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Allah sizin görünüşlerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, Birr, 34)
Öyleyse biraz durup kendimize bakalım. Başkalarının bizi nasıl gördüğünden önce, Rabbimizin bizi nasıl gördüğünü düşünelim.
İnsanların beğenmediği fakat Allah’ın razı olduğu bir hayat, insanların beğendiği fakat Allah’ın razı olmadığı bir hayattan daha değerlidir.
Bazen doğruyu söylediğimiz için eleştirileceğiz. Bazen haramdan uzak durduğumuz için “Abartıyorsun.” diyecekler. Bazen israfa karşı çıktığımız için “Sen de mi böyle düşünüyorsun?” diyecekler. Bazen ibadetimize dikkat ettiğimiz için farklı görüleceğiz.
Bütün bunlarda kendimize şu soruyu soralım:
“İnsanlar ne der?” değil, “Allah benden ne ister?”
Çünkü herkesin gönlüne göre yaşamaya çalışırsak kendi gönlümüzü kaybederiz. Herkesin beklentisini karşılamaya çalışırsak Allah’ın bizden istediğini ihmal edebiliriz.
Unutmayalım; bizim değerimizi sosyal medyadaki beğeni sayısı belirlemez. Birilerinin övgüsü bizi gerçekten değerli, birilerinin eleştirisi de değersiz yapmaz. Bizim gerçek değerimizi bilen Rabbimizdir.
Geliniz, insanlara güzel görünmekten önce Allah’a güzel bir kul olmaya çalışalım. İnsanların beğenisini değil, Allah’ın rızasını hayatımızın merkezine koyalım. Gösterişten uzak, samimi, dürüst ve güzel ahlaklı bir hayat yaşayalım.
Çünkü bir gün bütün beğeniler, bütün yorumlar, bütün alkışlar geride kalacak. Yanımızda sadece yaptıklarımız, niyetlerimiz ve Rabbimize sunduğumuz kulluğumuz kalacak.
Rabbimiz bizleri insanların beğenisinin peşinde kendisini kaybedenlerden değil, Allah’ın rızasını kazanmak için yaşayan samimi kullarından eylesin.



