Hasan Kar'ın "17 Ağustos içimizde bitmeyen o kor ateş" başlıklı köşe yazısı
Aylar, yıllar geçiyor ama takvim ne zaman 17 Ağustos’u gösterse zaman duruyor. 17 Ağustos 1999, sadece tarihe kazınan bir felaket değil; içimizde hiç sönmeyen, hep cız eden bir kor ateş olarak kaldı.
Deprem gecesi ben, İzmir Yeni Foça 7.Jandarma Komando Er Eğitim Alayı’nda vatani görevimi yapıyordum. 18 aylık askerliğimin 10.ayındaydım. Hem acemi hem usta birliğimi aynı alay, aynı tabur ve aynı bölükte tamamlayan, görevini layıkıyla yerine getirmeye çalışan bir Komando Eğitim çavuşuydum.
Deprem gecesi, tam da acemi birliklerinin dağıldığı, yeni askerlerin gelmesine günler kala yaşanan rutin hazırlık sürecindeydik. Sabah ise tezkeresini alıp memleketine, Sakarya 32 Evler’deki evine dönecek olan bölük komutanı postası bir kardeşimiz vardı. “Son gecesi” diyerek uyumamış, radyo başında sohbet ediyorduk. Tam o sırada radyolar sustu. Frekanslar gitti, derin bir sessizlik çöktü. Bir tuhaflık olduğu belliydi.
Aramalardan sonra radyodan ilk cılız sesler yükseldi: “Marmara’da büyük bir deprem oldu ama neresi, ne kadar geniş bilmiyoruz...”
Hemen alay nöbetçi amirine koştuk. Gazinoyu açtırıp televizyon karşısına geçtiğimizde, durumun vahameti sabahın ilk ışıklarıyla yüzümüze tokat gibi çarptı. Yıkımın boyutu bir şehri değil, koca bir bölgeyi kaplamıştı. Ve bizim için de asıl zorlu, sancılı süreç o an başladı.
Haber yok, ses yok. Ailelerimize ulaşmak imkansızdı. Ancak iki gün sonra bize deprem izni verilebildi. Fakat gidecek ne bir otobüs ne bir tarifeli sefer vardı. Kocaelili bir asker arkadaşımla yollara düştük. Birkaç araç değişerek Kocaeli’ye ulaştık. Oradan da binbir güçlükle memleketim Sakarya Karasu’ya vardım.
Gördüğüm manzara bir felaketin ötesindeydi: Sakarya adeta yerle yeksan olmuştu. Sokaklar, hatıralar, evler yıkılmıştı.
O gün yaşadığımız çaresizliği, o belirsizlik içindeki bekleyişi ve memleketime vardığımda karşılaştığım o acı tabloyu unutmak mümkün değil. Rabbim bizlere ve aziz milletimize bir daha böylesi bir felaketi, böylesi bir acıyı yaşatmasın. 17 Ağustos’ta ve tüm depremlerde hayatını kaybeden canlarımıza, kardeşlerimize Allah’tan rahmet; geride kalanlara, o acıyı yüreğinde taşıyan herkese sağlık, huzur ve sabır diliyorum Unutmadık, unutmayacağız…
Kendinize iyi bakın.



