Ayşenur Elmacı'nın "Roman vatandaşlar için yeni bir yaşam alanı" başlıklı köşe yazısı

Karasu’da son dönemde hayata geçirilmesi planlanan önemli projeler kamuoyunun gündeminde geniş yer buluyor. Sahil Projesi’nin ikinci etabı, İnönü İlkokulu, Merkez Aile Sağlığı Merkezi ve Kanal Projesi… İlçenin geleceği açısından önem taşıyan bu çalışmaların her birine gazetemizde ve internet sitelerimizde geniş şekilde değindik.

Ancak Karasu Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çakır’ın basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda gündeme gelen önemli bir konu daha vardı.

Roman vatandaşlarımızın yaşadığı bölge…

Şehirleri sadece yollar, binalar, sahil düzenlemeleri ya da büyük projeler oluşturmaz. Bir şehrin geleceğini konuşurken o şehirde yaşayan insanların yaşam koşullarını da konuşmak gerekir.

Hüseyin Çakır’ın verdiği bilgilere göre Roman vatandaşlarımızın bugün çadırlarını kurduğu alanların önemli bir bölümü şahıs arazisi. Arazi sahiplerinin kendi mülkleri üzerinde yapılaşmaya başlamasıyla birlikte burada yaşayan vatandaşların da bulundukları yerlerden ayrılmaları gerekecek.

Çakır konuyla ilgili, “Roman vatandaşlarımız bulundukları bölgeden çıkmak zorundalar. Çünkü üzerinde çadır kurdukları yerler şahıs arazisi. Arsa sahipleri bina yaptıkça oradan çadırlarını kaldıracaklar” dedi.

Ancak meselenin önemli tarafı bundan sonra ne olacağı

Belediyenin bu konuda bir çalışma yürüttüğünü açıklayan Çakır, Denizköy Mahallesi’nde Roman vatandaşlarımız için 30 dönümlük bir alan ayrıldığını belirtti. Burada yeniden çadırlarla bir yaşam alanı oluşmasının önüne geçmek amacıyla da AFAD’dan konteyner talebinde bulunulduğunu söyledi.

Çakır, talebin kabul edildiğini ve şu anda konteynerlerin gelmesinin beklendiğini ifade etti.

Denizköy Mahallesi’nde ayrıldığı belirtilen 30 dönümlük alanın nasıl düzenleneceğini, konteynerlerin ne zaman geleceğini ve bölgede hangi sosyal ve altyapı çalışmalarının yapılacağını önümüzdeki süreçte hep birlikte göreceğiz.

Çadır yaşamının kalıcı hale gelmesi, özellikle gelecek nesiller açısından doğru bir tablo değil. Yeni bir alan oluşturuluyor ve konteynerlerle daha düzenli bir yaşam imkanı sağlanmak isteniyorsa Roman vatandaşlarımızın da bu düzene sahip çıkması gerekiyor.

Burada eleştiri yaparken haksızlık etmemek gerekiyor. İnsanların ekonomik ve sosyal şartlarını görmezden gelerek yalnızca “neden böyle yaşıyorlar?” diye sormak kolaydır. Fakat kamu kurumlarının çözüm üretmesi kadar, sunulan çözümün korunması ve sürdürülebilir hale getirilmesi de o bölgede yaşayacak vatandaşların sorumluluğundadır.

Yeni yaşam alanının temizliği, çevre düzeni ve ortak kullanım alanlarının korunması konusunda herkes üzerine düşeni yapmalı. Çünkü bir bölgenin yaşam kalitesini yalnızca belediye belirleyemez.

Belediye yolu yapar, alanı düzenler, konteyneri getirir, altyapıyı oluşturur. Fakat orada yaşayacak insanların da yapılanlara sahip çıkması gerekir. Aksi halde ne kadar yatırım yapılırsa yapılsın birkaç yıl sonra aynı sorunları yeniden konuşmaya başlarız. Bu nedenle Denizköy’de oluşturulması planlanan alanın sadece bir “taşınma alanı” olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyorum.