Uğur Büyük'ün "Plakasız, denetimsiz, tehlikeli: Şehirlerin yeni gerçeği" başlıklı köşe yazısı

Türkiye trafiğinde özellikle son yıllarda popülerliği artan 3 tekerlekli elektrikli moped/yük taşıyıcıları, "moped-taksi" varyasyonları ve shuttle (mekik) tipi küçük araçlar; kent içi ulaşımda pratik çözümler sunsa da ciddi altyapı, denetim ve trafik güvenliği sorunlarını beraberinde getirmektedir.

Bu araçların trafikte yol açtığı başlıca olumsuz etkiler şunlardır:

- Düşük maksimum hızlara sahip bu araçların ana arterlere ve akan trafiğe çıkması, arkalarındaki araç trafiğini yavaşlatmakta ve sürücüleri tehlikeli sollamalara itmektedir.

- Şehir içi teslimatlarda veya yolcu indirme-bindirmede kaldırım, bisiklet yolu ve otobüs duraklarının işgal edilmesine yol açarak yaya akışını aksatmaktadır.

- Belirli bir park alanı düzenlemesi olmadığı için cadde ve sokak aralarında düzensiz park edilerek dar sokakların tıkanmasına neden olmaktadır.

- 3 tekerlekli tasarım, fiziki yapısı gereği yüksek hızlarda veya ani manevralarda 4 tekerlekli araçlara kıyasla çok daha dayanıksızdır; virajlarda devrilme riski oldukça yüksektir.

- Bu araçların çoğunda hava yastığı, darbe emici şasi veya kabin koruması bulunmaz; olası bir çarpışmada sürücü ve yolcular doğrudan darbeye maruz kalır.

- Küçük boyutları nedeniyle ağır vasıtaların ve otobüslerin kör noktalarında kalarak görünmezlik kaynaklı kazalara sebebiyet vermektedir.

- B sınıfı veya ehliyetsiz kullanımın yaygın olması, sürücülerin trafik kurallarına ve mantığına hakim olmadan trafiğe çıkmasına yol açmaktadır.

- Shuttle ve moped tarzı araçların ruhsatsız veya yetki belgesiz şekilde yolcu/yük taşıması, haksız rekabet ve güvenlik zafiyeti oluşturmaktadır.

- Trafik yoğunluğundan kaçınmak için sıkça ters yöne girilmesi veya yaya yollarının süratli bir şekilde kullanılması yaya güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir.

Türkiye'de 3 tekerlekli hafif elektrikli araçların (moped/yük taşıyıcı) ve shuttle tipi araçların güvenli entegrasyonu; teknik mevzuat, altyapı standartları ve sıkı denetim mekanizmalarının eş zamanlı hayata geçirilmesiyle mümkündür.

- Bu araçların Tip Onay Yönetmeliği kapsamındaki sınıfları (L2e 3 tekerlekli moped, L5e 3 tekerlekli trike veya L6e/L7e hafif Dört tekerlekli/mikro araçlar) netleştirilmeli, her sınıf için farklı hız ve yol kullanım kuralları getirilmelidir.

- Elektrikli 3 tekerlekli yük ve yolcu taşıtlarının tamamına plaka ve ruhsat zorunluluğu getirilerek kayıtsız/korsan kullanımın önüne geçilmelidir.

- Sadece B sınıfı değil, bu tip araçların sürüş dinamiklerine özel (en az M veya A1 sınıfı) temel bir eğitim veya ehliyet kodu şart koşulmalıdır.

- Kurye, pazarcı veya lokal taşıma yapan ticari 3 tekerlekli araçlar için il/ilçe belediyelerinden ve UKOME'den "Mikro Lojistik İzin Belgesi" alma zorunluluğu konulmalıdır.

Madalyonun diğer yüzü ise ekonomik sıkıntılardır. Bu araçların trafikteki görünürlüğünün ve kullanımının hızla artması, doğrudan ve dolaylı olarak ülkedeki ekonomik dinamikler ve alım gücüyle ilişkilidir.

Ekonomistler ve şehir planlamacıları, mikro-ulaşım ve hafif ticari araç patlamasını sıklıkla makroekonomik göstergelerin sahaya yansıması olarak değerlendirir.

Türkiye özelinde bu araçların patlama yapması, gelişmiş ülkelerdeki "çevreci ve pratik ulaşım tercihi" motivasyonundan ziyade, yüksek enflasyon ve akaryakıt fiyatları, araç fiyatlarındaki artış ve düşük sermaye ile iş kurma zorunluluğu gibi ekonomik baskıların bir sonucu olarak öne çıkmaktadır.