Ali Keskinsoy'un "Bir fındık tanesi kadar küçük, bir ömür kadar derin" başlıklı köşe yazısı
Aziz ve kıymetli okuyucularımız…
Bazen elimizin arasına aldığımız küçücük bir fındık tanesine bakarız da onun arkasındaki büyük hikâyeyi düşünmeyiz. Marketten alınan, çerezlik olarak tüketilen, bir pastanın ya da çikolatanın içerisinde karşımıza çıkan o küçük fındığın aslında ne kadar büyük bir emeğin, sabrın ve alın terinin sonucu olduğunu çoğu zaman fark etmeyiz.
Bir fındık tanesi küçüktür ama bir ömür kadar derin bir hikaye taşır.
Çünkü o fındığın içinde toprağın sabrı vardır. Yağmurun bereketi, güneşin sıcaklığı, çiftçinin duası ve emeği vardır. Sabahın erken saatlerinde bahçeye giden insanların yorgunluğu vardır. Sıcağın altında çalışan işçinin alın teri, çuval taşıyan insanların mücadelesi vardır.
Bir fındığı elimize alırken belki sadece bir ürün görüyoruz. Oysa onun arkasında nice emekler, dualar ve umutlar bulunuyor.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, “İnsan, yediği yemeğine bir baksın” buyurur. İnsan sadece yemeğin tadına değil, o nimetin kendisine gelinceye kadar geçtiği aşamalara da bakmalıdır.
Soframızdaki ekmeğe, içtiğimiz süte, yediğimiz meyveye ve fındığa bu gözle bakabilmeliyiz.
Yağmuru kim yağdırdı?
Toprağın altında küçücük bir taneyi büyüten kim?
Bir ağacı yeşerten, dalına meyve veren, o meyveyi olgunlaştıran kim?
İnsan tohumu toprağa bırakabilir ama onu hayatlandıran Allah’tır. İnsan bahçeyi sürebilir ama toprağın bağrından bereketi çıkaran Allah’tır. İşte mümin, bir fındık tanesine bakarken bile Rabbini hatırlamalıdır.
Bugünlerde fındık mevsimiyle birlikte bahçelerde büyük bir hareketlilik yaşanıyor. Kimi bahçesinde toplama yapıyor, kimi harmanda çalışıyor, kimi ürününün fiyatını düşünüyor. Herkesin gönlünde farklı bir beklenti, farklı bir hesap var.
Fakat unutmamak gerekir ki hayat da tıpkı fındık mevsimi gibidir.
İnsan eker, çalışır, bekler, sabreder ve sonunda hasat eder.
Yaptığımız iyiliklerin de bir hasadı vardır. Söylediğimiz güzel sözlerin de bir karşılığı vardır. Çocuklarımıza verdiğimiz terbiyenin de bir meyvesi vardır. Kıldığımız namazların, verdiğimiz sadakaların, tuttuğumuz oruçların ve yaptığımız bütün güzel işlerin bir gün mutlaka karşılığı alınacaktır.
Peygamber Efendimiz, “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” buyurur.
Öyleyse bizim hayatımızdan geriye ne kalacak?
Sadece kazandığımız para mı?
Sadece yaptırdığımız evler mi?
Sadece sahip olduğumuz makamlar mı?
Yoksa insanların gönlünde bıraktığımız güzellikler mi?
Bir fındık tanesi toprağa düşer, çürür, yok olur gibi görünür; fakat Allah dilerse onun içinden yeniden hayat çıkarır. İnsan da bazen hayatında zor günlerden geçer. Yorulur, üzülür, kırılır, hatta her şeyin bittiğini zanneder. Fakat Rabbine güvenen insan için hiçbir zorluk son değildir.
Kur’an’ın bize öğrettiği büyük hakikatlerden biri şudur: “Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”
Belki bu yıl fındık istediğimiz kadar verimli olmadı. Belki emeğimizin karşılığını istediğimiz gibi alamadık. Belki hayatımızda da hesap etmediğimiz sıkıntılarla karşılaştık. Ama mümin ümitsiz olmaz. Çalışmaya devam eder, dua etmeye devam eder ve Rabbine güvenmeye devam eder.
Çünkü bilir ki bereket sadece çoklukta değildir.
Az bir ürün bereketli olabilir.
Az bir para huzurlu olabilir.
Küçük bir ev mutlu bir yuva olabilir.
Küçük bir fındık tanesi bile insana büyük bir tefekkür kapısı açabilir.
Belki de bugün hepimizin biraz durup düşünmeye ihtiyacı var. Bir fındık tanesinin kıymetini düşünürken kendi ömrümüzün kıymetini de düşünmeliyiz. Fındığın bir mevsimi vardır, insanın da bir ömrü vardır. Fındığın hasat zamanı gelir, insanın da hesap günü gelir.
Toprak bize her yıl bir şey öğretmektedir: Ne ekersen onu biçersin.
Hayatımızın toprağına ne ekiyoruz?
Sevgi mi, nefret mi?
İyilik mi, kötülük mü?
Merhamet mi, kırgınlık mı?
Dua mı, beddua mı?
Çünkü bugün ektiğimiz her şey, yarın bir gün karşımıza çıkacaktır.
Geliniz; bu fındık mevsiminde sadece bahçelerimizi değil, gönüllerimizi de güzelleştirelim. Alın terinin kıymetini bilelim. Çiftçimizin, işçimizin ve emek veren herkesin hakkına saygı gösterelim. Nimetin değerini anlayalım. Bir fındık tanesini küçümsemeyelim.
Çünkü bazen küçücük bir fındık tanesinde, Allah’ın kudretini…
Bir çiftçinin ellerinde sabrı…
Bir işçinin alnında emeği…
Bir sofrada nimeti…
Ve insanın bütün ömrünü hatırlatacak kadar büyük bir hikaye vardır.
Unutmayalım: Bir fındık tanesi kadar küçük görünen hayatımızda yaptığımız iyiliklerle bir ömürden daha büyük anlam kazanabilir.
Rabbim toprağımıza bereket, emeğimize karşılık, sofralarımıza nimet, gönüllerimize şükür ve ömrümüze hayır ihsan eylesin.



