Hasan Kar'ın "Bıçağın iki yüzü" başlıklı köşe yazısı

Akla mantıklı gelen ile vicdana mantıklı gelen arasında farklılıklar vardır. İnsan oğlu olarak elbette aklımızı kullanacağız. Ancak her yaptığımız işte, her somut durumda vicdanımızın da bizden hesap soracağı bir evrenin içerisine girmememiz gerekiyor.

İyi günler, iyi haftalar kıymetli okurlar.

Bu hafta sonu LGS sınavı, önümüzdeki hafta ise YKS sınavı yapılacak. Sonraki hafta da okullar yaz tatiline girecek. Yaz tatili belki biraz daha kısa tutulabilir; önümüzdeki dönemlerde bu husus ele alınabilir. Bu konuda herkesin söyleyeceği bir şey vardır elbette, bizim de var.

Evet, yaz sezonunun başına geldik. Aslında nasıl bir yaz sezonu geçireceğimiz burada belli oluyor. Şimdi diyeceksiniz ki; Çeşme, Bodrum, Fethiye, Marmaris gibi tatil bölgelerinde sürekli ve kalıcı ikamet edenler bizim kadar dert veya endişe etmiyor.

Burası, halk arasında sıkça kullanılan tabirle İstanbul’un arka bahçesi. Bu ilçeye geçmiş yıllardan beri mütevazı, alçak gönüllü ve Anadolu’daki komşuluk anlayışını benimsemiş birçok insan ve aile yerleşti. Bu durum ilçemizin sosyal ve kültürel anlamda büyümesine ve gelişmesine katkı sağladı, sağlamaya da devam ediyor.

Tatil beldeleri ve ilçeleri için bu tarz kültürel birikimlerin, özellikle esnaflarımız açısından yeni bir anlayışla değerlendirilmesi gerekir. Hatta sosyal hayatın gelişmesi adına da önemli bir fırsat olarak görülmelidir.

Buraya kadar her şey anlaşılır ve olumlu görünüyor. Ancak işin bir de diğer yanı var; bıçağın iki yüzü gibi, madalyonun diğer yüzü gibi...

Biliyorsunuz, haber kanallarında, radyolarda ve gazetelerde İstanbul’un başta Esenyurt olmak üzere çeşitli ilçeleri sürekli asayiş haberleriyle gündeme geliyor. Bu tür olaylara karışan insanlar nereye giderse gitsin, az ya da çok yine benzer olayların içinde yer alabiliyor.

Karasu’da ikamet etmeyen, günlükçü diye tabir edilen ve ilçemizde kavga gürültüye karışan bazı kriminal tipler de genel olarak bu gruba dahil edilebilir.

Şimdi öncelikle bir karar verelim. Biz Karasulular olarak birlik ve dirlik içerisinde, hemşehri anlayışıyla hareket ederek tüm kamuoyuna ilan etmeliyiz ki; ilçemizde kavga ve gürültü istemiyoruz.

Tatilini çoluğu çocuğuyla yapmak isteyen ailelere iyi bir izlenim bırakmak için her bölgenin, her caddenin ve her sokağın güvenli olması gerekir. Sonrası zaten kendiliğinden gelecektir.

Bunu başarmamız lazım. Günlük duygu, düşünce ve hevesler uğruna Karasu kurban edilemez.

Bu duygu ve düşüncelerle kendinize iyi bakın.